Karcin Hakkında

     

        Tanıdığım en yavaş büyüyen ağaçtır karçin. Hiç acelesi yoktur. Köklerini toprağın derinliklerine milim milim salar. Büyüdüğünü fark etmezsiniz bile. Baharları yeşerdiğinde filizleri yok gibidir.Çirkin bile sayılır. Dallarını uzatışında öyle asalet falan da yoktur. Eğri büğrüdür karçinin dalları. Dikenlidir. Sert kabuklarıyla çoğu zaman yaşlı bir kaplumbağaya benzer. Anadolu’da ahlat(yaban armudu) adıyla da bilinir.

       Çoğunun öyle güzel bir meyvesi de yoktur. Sert, susuz, bulgur bulgurdur. Bir türü yöre halkı tarafından “gelin boğan” diye adlandırılmış. Efsanesi isminde saklı… Yanından geçerken meyvesini yemeye çalışmak başınıza iş açabilir yani. Ama hayatta kalmak açısından korkunç inatçıdır. Tüm ağaçların yok olduğu erozyonla mahvolmuş bir dağ yamacında karşınıza çıkar ellerini göklere uzatmış kupkuru bir ihtiyar gibi. Her tarafı kayalıklarla kaplı bir dağın zirvesinde esen sert rüzgârlardan ayakta durmakta zorlanırken ona tutunursunuz. Öyle dere kenarlarını, yumuşak zeminleri, ılık ovaları pek sevmez. Metrelerce karın altında aylarca kalır. -40 derece soğuklara bana mısın demez. Yabancı türler ilk sert kışlarda postu yere sererken o “Biz daha nelerini gördük!” der gibidir.

      Pek çok yönüyle Anadolu İnsanı, çokça Anadolu biraz da ben olduğu için sitenin adı oldu. Dede Korku Hikâyeleri’nde geçen bir deyiş vardır:

“Göz açuben gördüğüm
Gönül verip sevdiğim”

        Bizim için de “Karçin Ağacı” tam olarak böyledir.  Ailemiz nesiller boyu sahip olduğu bağevinin önünde bir ulu “Karçin”in gölgesinde yaşadı. Altında sofralar kuruldu, nice misafirler ağırlandı. Dallarında çocuklar salıncaklar kurdular. Geceleri yün yataklar serildi altına. Dallarının arasından yıldızlar sayıldı. Sabahları çocuklar yorganlarının, yastıklarını üzerine düşen lezzetli meyvelerini yediler.  Karçin genel anlamda “yabani armut-ahlat” meyvesinin adı olsa da bizim için aileden biri gibidir. Ailemizde içinde "Karçin" geçen bir cümle kurulmuşsa o bizim "Karçin" dir. Kendine has lezzetli meyvesi, ulu gövdesiyle özeldir. Bildiğimiz kadarıyla da çevrede bir benzeri daha yoktur. “Karçin”in bugünkü hali tıpkı o topraklarda tutunmaya çalışan ailenin kalanı gibi dallarını kaybetmiş, eski zamanların özlemini çeken çökmüş bir ihtiyar gibi olsa da o bizim hatıralarımızda her daim üzerimize kol kanat geren ulu haliyle yaşamaya devam edecek.

Mehmet Murat Güven
karcin.com