Arif Nihat ASYA

Arif Nihat ASYA (1902-1975)

Tek bir şairin gücünü aşacak ölçüde çok renkli, çok biçimli ve sayısız şiirler yazmış olan Arif Nihat Asya, sanatındaki sürekli yenilikler ve yenilenişler bakımından 1940’tan sonraki Yeni Edebiyat 

şairleri arasında incelenebilir. Ancak duyuşları ve temaları bakımından yeni olmakla birlikte (…) -diğerlerinden- çok ayrı nitelikler taşıyan Arif Nihat Asya’nın Millî Edebiyatçılar arasında incelenmesi -daha- uygundur.

Arif Nihat Asya, belli bir vezne ısrarla bağlanmamış, aruzu, heceyi ve serbest biçimleri aynı ustalıkla kullanmıştır. Her türlü yeniye açık olduğu gibi her kıymetli eskiye de bağlı olan bu çok renkli sanatçıyı herhangi bir şairler grubu içinde incelemek zordur. O, aruzla yazarken sanki karşımızda bir divan şairi vardır; heceyle yazarken bir halk ozanı, serbest yazarken yeni zamanların yeni bir şairi duruyor gibidir karşımızda… Onun bir tek şair olduğuna inanmak güçtür.

Arif Nihat, edebiyatımızda memleketçi, milliyetçi şairler arasında yer almış olmakla beraber onun şiire her türlü mevzuu getirdiği görülür, dış çevre, tabiat, göze görünen her şey, onun şiirine mevzuu olmuş, günlük hayatımızla ilgili her şey onun şiirinde yerini bulmuştur.

İç âleme bakan psikolojik şiirler de yazan şairin, eski aşk hikâyelerimizi, Leylâ ve Mecnunları, Ferhad ve Şirinleri de büyük bir zevkle işlediği görülür. O, eski şairlerimize de mevzuları arasında yer vermiş, Sultan Veled, Nesimi, Fuzûli, Şeyh Galip, Nedim gibi şairlerin adları şiirine girmiştir. Hele Mevlânâ için müstakil şiirler yazmıştır. Bütün bu mevzular içinde de dâima milliyetçi ve memleketçi olan şairin şiirlerinde, eski musikimize, ananelerimize –Yahya Kemal- gibi büyük bir nostalji ile bağlandığı görülür”

Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1902’de Çatalca’nın İnceğiz köyünde doğmuştur. Asıl adı Mehmet Arif’tir. Yüksek Öğretmen Okulu (İstanbul Edebiyat Fakültesi) Edebiyat bölümünü bitirdikten sonra Malatya, Adana vb. yerlerde edebiyat öğretmenlikleri, lise müdürlükleri yaptı. 1950’de Seyhan milletvekili olan şair, sonra yeniden öğretmenliğe döndü. Bazı gazetelerde fıkralar yazdı; bir kısmı günlük olaylara bağlı rubailer ve dergilerde şiirler yayımladı. 5 Ocak 1975 günü Ankara’da vefat etti.

Şiirinde Orta Asya devirlerinden başlayarak Türk tarihi; Selçuklu ve Osmanlı’nın muhteşem hâtıraları, kahramanları yankılanır; günümüz de ihmal edilmez; insanımızın yoksulluğu, acıları, sevinçleri, ruh asâleti, güzellikler, millî- manevî değerler; cemiyet içinde yaşanan olumsuzluklar, düşüklükler de onun şiirinde yer bulurlar. Şiirlerinin hepsinde üstün bir sanat kaygısı hissedilir.

Geniş olarak “milliyetçilik” sözüyle anlatabilecek olan fikirleri 1925’ten bu yana birçok doruklardan geçerek duygu zenginliği, kültür artımı ve yaşama çeşitleri ölçüsünde gelişmiş, daha da olgunlaşmıştır. “Arif Nihat Asya, önceleri romantik bir Turancılık havasında iken Anadolu’yu içinden tanıdıkça onun ruh ve şiir kaynağına yöneldi, eserleri ve sanat görüşü ile Türkçü, milliyetçi, memleketçi, Anadolucu olarak nitelenen şairler arasında yer aldı”. Diğer yandan da Selçuklu – Osmanlı ve Kurtuluş devirleri tarihlerinin ihtişamlı ilhamları, onun koçaklama şiirlerine dayanak olmuştur

Arif Nihat, “toplum için sanat” anlayışını benimser. Politikaya da bulaşan şair, sanatını hiçbir zaman bir ideolojinin emrine vermemiştir.

Mehmet Kaplan da, şâirin ahenge büyük ehemmiyet verdiğini; şiirlerini kalabalık karşısında yüksek sesle okunacak tarzda kaleme aldığı için, ses ve kelime tekrarlarına sık sık başvurduğunu söyler; şiir ve hitabet sanatlarında dil musikisinin mânâ kadar değer arz ettiğine dikkat çeker

Şiirlerinden  
Bayrak 
Şehitler Tepesi Boş Değil 
Destan 
Fetih Marşı 
Ağıt

Eserleri
 Şiir
Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor (1945)
Rübâiyyat-ı Ârif (1956)
Kubbe-i Harda (1956)
Kökler ve Dallar (1964)
Kıbrıs Rubaileri (1964)
Nisan (Rubailer 1964)
Emzikler (1964)
Dualar ve Âminler (1967)
Kova Burcu (Rubailer 1964)
Yürek (1968)
Avrupa’dan Rubâiler
Köprü (Kanatlar ve Gagaların yeni baskısı ile birlikte 1969)
Aynalarda Kalan (1969)
Dîvançe-i Ârif (1970)
Şiirler (Ahmet Kabaklı’nın önsözüyle şiirlerinden seçmeler 1971)
Basamaklar (1971).

Mensur Şiirler
Heykeltıraş (1924)
Yastığımın Rüyası (1930)
Âyetler (1936).

Nesirler
Kanatlar ve Gagalar (vecizeler, 1945)
Enikli Kapı (1964)
Terazi Kendini Tartmaz (1967)
Tehdit Mektupları (1967)
Onlar Bu Dilden Anlar (1970)
Top Sesleri (1975)
Aramak ve Söyleyememek (1976)
Kanatlarını Arayanlar (1976)