Bilge KARASU

-A A +A

Bilge Karasu (1930-1995)

       Felefeci, öykücü, roman yazarı ve çevirmendir.. Bireyin iç dünyasını ve korku, tutku, ölüm, baskı, inanç çatışması gibi konuları kendine özgü simgesel bir dille yansıtmıştır. Şişli Terakki Lisesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Bir süre Ankara Radyosu Dış Yayınlar Bölümü'nde çalıştı. 1962'de kazandığı Rockefeller Bursu'yla Avrupa'nın çeşitli ilkelerinde araştırmalar yaptı. Türkiye'ye döndükten (1963) sonra Hacettepe Üniversitesinde uzman olarak görev aldı. 1974 yılından ölümüne kadar Hacettepe Üniversitesi' Felsefe bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

       1950'de Seçilmiş Hikâyeler Dergisinde yayımlanan öyküleriyle adını duyuran Karasu, daha sonra Forum, Dost, Türk Dili ¡ibi dergilerde yazdı. D. H. Lawrence'm The Man Who Died (1931) adlı kitabının çevirisi Ölen Adam'la 1963 TDK Çeviri Ödülü’nü, Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı (1970, 1992) adlı'"kitabıyla 1971 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazandı. İlk öykü kitabı Troya'da Ölüm Vardı'da (1963, 1985) yeni biçim arayışlarına girdi, Göçmüş Kediler Bahçesi (1980, 1989) adlı yapıtında ise soyut bir anlatımı denedi. Yazıda öbür sanat dallarının olanaklarını da değerlendirmeye çalışan Karasu, dil ve biçim araştırmalarına girdiği yapıtlarını "öykü" yerine "metin" olarak adlandırmayı yeğledi. 1950 kuşağı öykücüleri arasında, bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını derinlemesine işleyen bir yazar olarak öne çıktı. Sevgi, dostluk, yalnızlık, tutku, inanç/inançsızlık, korku ve ölüm gibi kavram ve temalardan hareketle çağrışımlara yaslanan, eğreltileme ve simgelerden bolca yararlanan bir dil aracılığıyla kendine özgü bir üslup geliştirdi. Gerek sözdiziminde denediği yeni olanaklar, gerekse dilin yapısı yönündeki araştırma ve önerileriyle anlatımın sınırlarını zorladı. “metin” olarak adlandırdığı kimi ürünlerinde resim ve müziğin açılımlarını düzyazıya taşıdı. Edebiyatla felsefenin belirli bir denge içinde rahatlıkla kaynaştığı kitaplarında Türk edebiyatının özgün örneklerini verdiği kabul edildi.

Eserlerinden

       " İnsan, soyuna soyuna deriye varır, onura, öz saygısına varır. Bunları yüzmek, koparıp atmak, güçtür ya, soyunmayı yürekten benimsemiş kişi, sırası geldiğinde, bu son adımı atmağı değer bellediğinde, ölmesini bilir. Ne ki, bir tek kez yapılabilecek bu işi, böyle bir eylemin değerini anlayacak kişiler karşısında yapmak ister. Yanılır da, sırası geldi diyerek, olmayacak yerde girişirseniz bu işe, acı bir masal olur çıkarsınız."

"Ölüler her şeyi bilir; öğrenmenin yolu da ölmektir. Ölüp yok olan, ölülere karışan, yerin, suyun altına inip onlardan salık alan, gökyüzüne, onun da ötesine çıkıp ışığı, aydınlığı, bilgeliği oradan, çiçek derer gibi, yanına alıp gövdesinin dağılmış parçalarını yeniden bir araya getirerek, tazelenip yeniden doğmuş gibi yeryüzüne dönerek insan arasına karışandır ki bilinecek her şeyi bilir."

"Her kitap, bir çekirdeğe ulaşma çabasıyla başlar sanıyorum. Henüz etinin dokusu bilinmeyen, tadına bakılmamış bir düş yemişinin, henüz olmayan, oluşmamış yüzeyinden -rengi bile görünmeyen yüzeyinden- içeri bir toplu iğneyle girer gibisinizdir. Sert kabuğunu delip, delinmeyeceğini umduğunuz, size karşı koyacak güçte olmasını beklediğiniz bir çekirdeğe ulaşasıya.

"Çekirdeğin içi, toprağa düştüğünde hiç bilmediğiniz bir bitkiyi, bir ağacı doğurup büyütecek o çekirdek içi, sizin kaygılarınızın dışında kalır. Siz ancak bir sapın ucunda o çekirdeğin ilk düğümü çevresinde oluşacak etin yapıcısı olacaksınız. Çekirdeği bulduktan sonra, sabırla, kat kat et, tat, renk giydireceksiniz o çekirdeğe. Öyle ki kitabınız bittiğinde artık -hiç değilse sizin açınızdan- tadı, dokusu, rengi bilinen bir yemiş tutarsınız elinizde. Sonra da o yemişi atarsınız ortaya, ısıracak, gagalayacak, kemirecek birileri çıkar diye umarak.

"Her kitap, sanırım, kör, kısa bir inişle uzun, zahmetli, çekirdeğin çevresinde dönenip harfe harf, sözcüğe sözcük, katmana katman katan, çekirdekten uzaklaştıkça anlam yüklenen bir çıkışın öyküsüdür. Bir yokluk içindeki yolun bittiği yerden geriye dönerek o yolu uydurmaktır..."

Eserleri

Roman
Gece (1985, 1992) 1991'de Pegasus Ödülü'nü aldı.
Kılavuz(1990) Yer yer bir gerilim romanı öğeleri taşıması açısından önceki yapıtlarından ayrılan kitabıdır.

Hikaye
Troya’da Ölüm Vardı (1963)
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı(1970- 1970 Sait Faik Hikaye Armağanı)
Göçmüş Kediler Bahçesi(1980)
Kısmet Büfesi (1982)
Lağımlaranası ya da Beyoğlu
Susanlar (2008) (öykü, şiir, deneme, röportaj)

Çeviri

Ölen Adam( 1963 Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü, D. H. Lawrence’den çevir)

Deneme
Ne Kitapsız Ne Kedisiz (1994)
Narla İncire Gazel (1995)
Altı Ay Bir Güz (1996) (ölümünden sonra yayınlandı)

Radyo oyunları

Peter Pan (Radyo için oyunlaştıran Bilge Karasu) (1967), Ankara Radyosu
Sevilmek, (Ocak 1970), Ankara Radyosu
Kerem ile Kediler, (Mart 1970), Ankara Radyosu
Gidememek
Aşk