Büyülü Gerçekçilik

-A A +A

Büyülü gerçekçilik kavramı ile değerlendirilen romanlarda, gerçekçi bir dünya, gerçekçi karakterler, gerçekçi bir anlatı kullanılır; yalnızca bazı “doğaüstü” olaylar anlatının merkezine yerleştirilir. Bu olaylar okuyucuya anlatırken, bunların doğaüstü nitelikleri üzerinde de fazla durulmaz, günlük hayatın normal parçaları gibi, herhangi bir olaymış gibi anlatılıp, geçilirler.

 Özellikle 20. Yüzyılın ikinci yarısında Güney Amerika Edebiyatı içinde popüler hale gelen ve buradan bütün dünyaya yayılan büyülü gerçekçilik, modern edebiyatının pek çok önemli romanında karşımıza çıkar.

1967 yılında yayımlanan ve yazarı Gabriel Garcia Marquez'in Nobel Edebiyat Ödülü kazanmasını sağlayan Yüzyıllık Yalnızlık, yalnızca bu yazarın değil, aynı zamanda büyülü gerçekçiliğin de başyapıtı olarak kabul edilir. Jose Saramago’nun Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, Körlük veya Carlos Ruiz Zafon’un Rüzgarın Gölgesi romanları “Büyülü Gerçekçilik” akımının önemli örnekleri arasında sayılabilir. Türk Edebiyatı'ndan ise Latife Tekin ve Nazlı Eray sayılabilir.