Charles Baudelaire

CHARLES -BAUDELAİRE(1821-1867)

      Fransız şairi. Paris’te doğdu ve öldü. Baudelaire, birkaç eleştirisiyle henüz tanındığı bir sıralarda Elem Çiçekleri, 1857 isimli kitabını yayımladı. Bu kitapla birdenbire ünü arttı. Şiirlerinde hayret edilecek ka­dar güzel biçim güzelliği, kuvvetli fikirler; hastalıklı bir garabet içinde, tatlı ışıklara, kokulara sarılı ince bir melankoli vardır. Şiirden başka deneme, eleştir­me, hikâye ve mensur şiirler de yazmıştır. Şiirleri, sembolistler için bir hareket noktası olmuştur. Şairliğinden başka eleştiriciliği de önemlidir. Modern çağ­larda, eleştirileri, yeniden büyük değer kazanmıştır. Victor Hugo,. Baudelaire için «şiire yeni bir ürperti” getirdiği inancındadır.

En ünlü Eserleri:
Elem Çiçekleri, 1857;  
Enkaz­lar; Yapma Cennetler;
Esrar ve Haşhaş;
Füzeler;
İşte Kalbim.

Şiirlerinden örnekler:

İÇE KAPANIŞ

Derdim, yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;
Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam;
Siyah örtülere sardı şehri karanlık;
Kimine huzur iner gökten, kimine gam.

Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte
Toplasın acı meyvesini nedametin

Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.

Bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler
Eski zaman esvaplarıyla eğilmişler;

Hüzün yükseliyor, güler yüzle, sulardan.

Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi
Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran
Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.

                                   Sabahattin EYÜBOĞLU (Çeviren)

BALKON

Hatıralar annesi, sevgililer sultanı.

Ey beni şad eden yar, tapındığım kadın,
Ocak başında seviştiğimiz o zamanı,

O canım akşamları elbette hatırlarsın.
Hatıralar annesi; sevgililer sultanı.

O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan!

Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen!
Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman!
Ne söyledikse çoğu ölmeyecek şeylerden!

O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan!

Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamlan!
Kainat ne derindir, kalp ne kudretle çarpar!
Üstüne eğilirken ey aşkımın pınarı,
Sanırdım ciğerinde kanının kokusu var.

Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları!

 

Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece.
Seçerdim o' karanlıkta gözbebeklerini;

 Mest olur, mahvolurdum, nefesini içtikçe
Bulmuştu ayakların ellerimde yerini.
Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece.

Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak;
Yeniden yaşadım. dizlerinin dibinde.

O «mestinaz» güzelliğini boştur aramak,
Sevgili Vücudundan, kalbinden başka yerde,
Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak!

O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler,
Dipsiz bir uçurumdan tekrar doğacak mıdır,
Nasıl yükselirse 'göğe taptaze güneşler,
Güneşler ki en derin denizlerde yıkanır.

O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler!

                                Cahit Sıtkı TARANCI (Çeviren)

 

 

AŞIKLARIN ÖLÜMÜ

Yatağımız olacak, hafif kokuyla dolu,
Divanımız olacak,. bir mezar gibi derin;
Bizim için açılmış, en güzel iklimlerin

  O garip çiçekleri süsleyecek konsolu.

Son sıcaklıklarını sarf edecek hovarda,
Birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
Çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
İkimizin ruhunda, o ikiz aynalarda,

                ,              -

Pembe, lâhuti, mavi bir akşam saatinde,
Veda'la dolu, uzun bir hıçkırık halinde
Yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;

Nihayet kapılan biraz aralayarak,

Sadık ve şen bir melek gibi uyandıracak
Buğulu aynaları ve ölmüş alevleri.

                                                   Sabri Esat SlYAVUŞGİL(Çeviren)

HÜZÜN VE SERSERİ

Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra,
Büyülü, mavi derin ve ışıl ışıl yanan,
Bambaşka denizlere, bambaşka semalara,
Şu kahrolası şehrin simsiyah havasından?
Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra?

Deniz, tek tesellisi günlük ıstırapların!
Acaba hangi şeytan veya- hangi mucize
Her ulvi çalkanışta muazzam bir rüzgarın
Orguyla uğuldayan denizi verdi bize-?
Deniz, tek tesellisi günlük ıstırapların!

Hey trenler, vapurlar beni burdan götürün!
Ne var gözyaşlarından çamurlar yuğuracak?
Arasıra der mi ki Agathe'nin ruhu, üzgün.
«Nedametten, azaptan ve ıstıraptan uzak,
Hey trenler, 'vapurlar beni burdan götürün!»

Ne kadar uzaktasın ey mis kokulu cennet,
Ey, sadece sevincin, aşkın ürperdiği yer,

Ey her ruhun içinde boğulduğu saf şehvet,
Ey bir ömür boyunca gönül verilen şeyler!
Ne kadar uzaktasın ey mİs kokulu cennet!

Ah o yeşil cenneti, çocuksu sevdaların,

O koşuşlar, demetler, o şarkılar, buseler,
İnildeyen kemanlar üzerinde dağların
Akşam, korkuluklarda şarap dolu kaseler!
Ah o yeşil cenneti, çocuksu sevdaların.

O bilinmez zevklerin yüzdüğü masum belde
Çok daha uzakta mı yoksa Çin'den, Maçin'den?
Beyhude bir arzu mu' inildeyen dillerde,
Canlanan bir hayal mi billur sesler içinden,

O bilinmez zevklerin yüzdüğü masum belde?

                                        Sait MADEN (Çeviren)