Fütürizm

FÜTÜRİZM(GELEÇEKÇİLİK)

"Biz dünyadaki gerçekten sağlıklı tek şeyi, yani savaşa ve ölüme götüren güzel düşünceleri yüceltiyoruz"
Filippo Tommaso Marinetti

       Birinci Dünya Savaşı öncesinde İtalya'da doğan fütürizm, ulus­lararası bir ün kazandı. Çok sayıda eserin, resmin ve heykelin ya­ratılmasını sağlamanın yanı sıra, özellikle dünyada devrim yap­ma iddiasını taşıyan bir fikir topluluğuydu. Fütürizmin ünlü ma­nifestosu 20. yy. ilk yarısında Avrupa'da ilan edilen, modern­lik ideolojisinin ilk manifestolarından biridir.
       Fütürizm’in temelleri, Friedrich Nietzsche'nin “Ahlâksız üstün insan”ına, “İktidar hakkındaki yorumları”na, “Tehlikeli yaşa” sözüne, Bergson'un “zaman anlayışı” ile gene onun "yaşamlı atılım” ve Geoges Sorel'in "zorlu gücün teorisi" ve "Doğrudan Hareket" görüşlerine dayandırılıyordu.
       Fütürist yaratıcıları bir araya getiren şey, kesin bir programdan çok ortak bir duyarlı­lıktır. Yenilik arayışı, hıza ve şiddete övgü, eski dünyadan tiksin­ti, kendini bu akımın içinde kabul eden herkesin ana motifleridir.
       Modern yaşantının verdiği yeni heyecanlardan doğan yenileşmenin tüm imkânlarına açılan bir yönelmedir. Yaşantının kendini; dinamizmini sanatın içine sokmak fütürizmin bir amacıdır. Yıkım, tahrik ve yenilenme, dışavurumcu, dadacı ve gerçeküstü­cü isyanların habercisi olan ve İtalyan yazar Filippo Tommaso Ma­rinetti'nin kaleme aldığı «Fütürist Manifesto»yla doğan bu edebiyat hareketinin ayırt edici özellikleridir.
         Fütürist Manifesto 20 Şubat 1909'da Le Figaro'nun sütunlarından yayımlanır. Bu aşırıya kaçan polemikçi metinde savaş, hızın ve kük­reyen otomobilin güzelliği, saldırgan hareketler, ateşli uykusuzluk, «jimnastik adımı», «yumruk darbesi» yüceltilir, tehlike aşkı ve enerji kültürü göklere çıkartılır, ahlakçılık yerden yere vurulur. Sa­natçılar vaaz verircesine ateşli bir tonla, esin kaynaklarını modern yaşamda aramaya ve geleneğin ağırlığını, geçmişin tanıkları olan, mezarlılara benzetip yıkılmaya mahkûm ettiği akademileri, kütüphaneler ve müzeleri reddetmeye çağırır. Bu arada çevresinde toplanan şairlere ressamlar da katılır. Bunu "Fütürist" Teknik Manifestosu»ve «Kelimelere Özgürlük»ün yayımlanması izledi.
       Şiddet ve hız meraklısı ve ateşli yurtseverler olan fütüristler, 1914'te, kendilerine büyülü bir ma­cera gibi görünen savaşı coşkuyla övmeye girişirler. Balla Yurtse­ver Gösteri'si, Boccioni'yse Mızraklı Süvarilerin Saldırısı'yla saldırı­ya geçen askerlerin gürültüsünü ve şiddetini çağrıştırır. Bu kah­ramanlık kültü, 1918'den sonra fütürist gruptan geriye kalanlar­la faşist ideoloji arasındaki bağları kısmen açıklamaktadır.
       Fütürizm bu siyasi düşüncelerin dışında, mutlak bir yenilik ta­şıyan hareket tasvirleriyle biçimlere damgasını vurur. Kafaları, bir konunun edebi değerinden çok plastik olanaklarına değer verme­ye hazırlayan fütürizm, bu özelliğiyle, iki dünya savaşı arası dö­nemin soyut sanatının yolunu açan akımlardan biri olmuştur.  
         İtalya’dan Rusya’ya Marinetti araştırmalarına koşut olarak, çeşitli başkentlerde konferanslar ve okuma günleri düzenleyerek gerçek bir fütürist propaganda kampanyası yürütür.; öyle ki çok geçmeden Berlin, Zürih, Paris, Londra, Moskova ve Sen-Petersburg’ta coşkulu fütürist gruplar oluşur. Hareket Rusya’da devrim öncesinde ve sonrasında büyük yankılar uyandırır.  Mayakovski, Hlebinkov ile birlikte fütürist okulu kurar. Hlebnikov olağanüstü bir etimolojil ve dilbilimsel yaratıcılıkla kendisini gösteren bir söz simyacısının ürünü şiirlerin yazarıdır. ‘Gülmeyle Büyü’ şiiri “gülme” kelimesinden türeyen ve şairin fiiller ve sıfatlar uydurarak yarattığı bir şiirdir. Çarlık Rusya’sının değişik lehçelerden aldığı kelimeleri kullanır. Serseri bir yaşantı süren ve yavaş yavaş büyüklük hastalığına kapılarak ölen şairin olağanüstü esini onu Rusya’nın en önemli şairi yapacaktır.
       Dadacılar gibi Mayakovski için de edebiyat çoktan ölmüştür. Onun şiiri her şeyi mümkün gören dönüşüm halindeki bir halkın yeni sesi ve sıradan bir söz dizininden çok bir eylem, devrimci bir atılım, bedenden kopan bir çığlık olmak istemektedir. Mayakovski 1913 te sanatın ve şiirin özgürleşme mücadelesini ilan eden ilk büyük manifestosu olan “Yaygın Beğeniye Şamar”’ı yayımladı.
       Evrensel kardeşliği tanı­makta sabırsız bir antimilitarist olan Hlebnikov devrimi coşkuyla selamlarken «<Gece Araması», 1918), Mayakovski devri­min zaferini kutlar (150 000 000, 1921) ama çok geçmeden de tehdit eden şeyi sezer: makineli tüfeğin ve savaşın, romantik bülbülün ve aşkın yerini alacağı basit bir modernizme dolayısıyla da herhangi bir ideolojinin önünde boyun eğe­r duruma düşmüş bir estetiğe dönüşmek tehlikesini…
      Marinetti de zaten bunu kanıtlamaktadır: Mussolini'nin isteğiyle faşizmi benimsedikten sonra ikinci fütürizm evresini başlatır; faşizm, ikinci fütürizmin tüm devrimci enerjisini köreltecektir. Mayakovski ise yaratıcılığın vazgeçilmez verileri olarak «sosyal içeriğin” ­proletaryanın arzularının tam olarak bilinmesinin daha doğrusu hissedilmesi»nin önemi üzerinde ısrarla dururken dizelerini kırmaya, cümlelerini çekip uzatmaya veya parçalara ayırmaya devam eder. Kendi sesiyle okuduğu eserlerine gençli­ğin ilgi gösterdiği Sovyetler Birliği'ni bir uçtan bir uca dolaşır ama gelenekçi yazarlar ve bürokratlarla şiddetli bir çatış­maya girer; bu arada oyunları resmi eleştirmenler tarafından dışlanır. 1930'daki intiharı, bu anlayışsızlıktan çok kuşkusuz sevdiği kadından ayrıldıktan hemen sonraki giderilmesi imkânsız bir yaşam açlığına bağlanabilir. Son sözleri:  “Mutlu olun.” olacaktır.
       Fütürizm edebiyattan, resim ve heykel tüm çağdaş sanatlar üzerinde etkili olmuş bir edebiyat akımıdır. Bu bağlamda belli başlı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

  1. Dünyada devrim yapma iddiasını taşırlar
  2. Şiirde ve resimde taklitçiliğin her türlü formuna karşı çıktılar.
  3. Hıza ve şiddete övgü, eski dünyadan tiksin­ti, ateşli yurtseverlik, savaşı coşkuyla övme, yıkım, tahrik ve yenilenme bu akımın işlediği genel konulardır.
  4. Yaşantının kendini; dinamizmini sanatın içine sokmak fütürizmin bir amacıdır.
  5. Sa­natçılar vaaz veya söylev verircesine ateşli bir tonla eser vermeye çalışırlar.
  6. Esin kaynaklarını modern yaşamda aramaya ve geleneğin ağırlığını, akademileri, kütüphaneler ve müzeleri reddetmeye çağırırlar.
  7. Geleneğe ve dolayısıyla geleneksel şiire karşıdırlar. 
  8. Şiiri her şeyi mümkün gören dönüşüm halindeki bir halkın yeni sesi ve sıradan bir söz dizininden çok bir eylem, devrimci bir atılım, bedenden kopan bir çığlık olarak görürler.
  9. Şiirde dizelerini kırmaya, cümleleri çekip uzatmaya veya parçalara ayırmaya çalışmışlardır.
  10. Şiirlerinde ritmi sağlarken makine sesleri, fabrika gürültülerini, çark seslerini vermeye çalıştılar.
  11. Şiirde temel öğeler cesaret, cüret ve isyandır
  12. Ancak kavga güzeldir. Saldırgan niteliksiz bir şaheser olamaz. Şiir tanınmayan ve bilinmeyen güçlere karşı saldırgan olmalıdır.
  13. Yüzyılların en yüksek noktasında bulunuluyor. Olanaksızların kapısını açmak dururken geride kalınmamalıdır. Zaman ve mekân artık ölmüştür. Sınırsız ebedi sürat elde edildiğine göre, mutlakta yaşanıyor demektir.
  14. Dünyanın tek sağlık ilacı savaştır, militarizm, feminizm, fırsat kollayıcılık, çıkarcılık lanetlenmelidir, denmektedir.

       Belli başlı sanatçıları
Filippo Marinetti: İtalyan (1876-1944)
Mayakovski(1894-1930): Rus şair ve ressam
Boris Pasternak(1890-1960): Rus Şair,Dr.Jivago(Nobel-1958)