Heyder Baba’ya Selam

 

1-Heyder Baba, ıldırımlar şahanda,

Seller, sular şakkıldayıb ahanda,

Kızlar ona saf bağlayıb bahanda,

Selâm olsun şevkatize, elize,

Menim de bir adım gelsin dilize

Haydar Baba, yıldırımlar çakınca,
Seller sular şakıldayıp akınca, 
Kızlar ona saf bağlayıp bakınca, 
Selām olsun, şevketinize, elinize, 
Benim de bir adım gelsin dilinize.

 

 

2-Heyder Baba, kehliklerin uçanda,

Göl dibinden dovşan kalkıb, kaçanda,

Bahçaların çiçeklenib açanda,

Bizden de bir mümkün olsa, yâd ele,

Açılmayan ürekleri şâd ele

Haydar Baba, kekliklerin uçunca,
Çalı dibinden tavşan kalkıp kaçınca,
Bahçelerin çiçeklenip açınca,
Bizi de bir mümkün ise yād eyle, 
Açılmayan yürekleri şād eyle.

 

 

3-Bayram yeli çardakları yıhanda,

Novruz gülü, kar çiçeği çıhanda,

Ağ bulutlar köyneklerin sıhanda,

Bizden de bir yâd eyleyen sağ olsun,

Derdlerimiz koy dikkelsin dağ olsun

Bayram yeli çardakları yıkınca, 
Nevruz gülü, kar çiçeği çıkınca, 
Ak bulutlar gömleklerini sıkınca, 
Bizi de bir yād eyleyen sağ olsun, 
Dertlerimiz koy dikelsin, dağ olsun.

 

 

4-Heyder Baba, gün dalıvı dağlasın,

Üzün gülsün, bulakların ağlasın,

Uşaklarun bir deste gül bağlasın,

Yel gelende ver getirsin bu yana,

Belke menim yatmış bahtım oyana

Haydar Baba, güneş sırtını dağlasın, 
Yüzün gülsün, çeşmelerin ağlasın, 
Çocukların bir deste gül bağlasın, 
Yel gelince ver getirsin bu yana, 
Belki benim yatmış bahtım uyana.

 

 

 

5-Heyder Baba, senin üzün ağ olsun,

Dört bir yanın bulak olsun, bağ olsun,

Bizden sora senin başın sağ olsun,

Dünya kazov-kader, ölüm-itimdi,

Dünya boyu oğulsuzdu, yetimdi

Haydar Baba, senin yüzün ak olsun, 
Dört bir yanın çeşme olsun, bağ olsun, 
Bizden sonra senin başın sağ olsun, 
Dünya kaza ve kader, ölüm yitimdir, 
Dünya boyu oğulsuzdur, yetimdir.

 

 

6-Heyder Baba, yolum senden keç oldu,

Ömrüm keçdi, gelenmedim geç oldu,

Heç bilmedim gözellerin neç oldu,

Bilmezidim döngeler var, dönüm var,

İtginlik var, ayrılık var, ölüm var

Haydar Baba, yolum senden ayrıldı, 
Ömrüm geçti, gelemedim geç oldu, 
Hiç bilmedim güzellerin ne oldu, 
Bilmezidim dönemeç var, dönme var, 
Kaybolma var, ayrılık var, ölüm var.

 

 

7-Heyder Baba, igit emek itirmez

Ömür geçer efsus bere bitirmez,

Nâmerd olan ömrü başa yetirmez,

Biz de vallah unutmarık sizleri,

Görenmesek helâl edin bizleri

Haydar Baba, yiğit emek yitirmez, 
Ömür geçer, esef yara kapatmaz, 
Nāmert olan ömrü tamamlayamaz, 
Biz de vallahi unutmayız sizleri, 
Göremesek helāl edin bizleri.

 

 

8-Heyder Baba, Mir Ejder seslenende,

Kend içine sesden-köyden düşende,

Aşık Rüstem, sazın dillendirende,

Yadındadır ne hövlesek kaçardım,

Kuşlar tekin kanad çalıb uçardım

Haydar Baba, Mir Ejder seslenince,
Köy içine ses ve seda düşünce, 
Āşık Rüstem sazını dillendirince, 
Hatırında mıdır ne korkuyla kaçardım, 
Kuşlar gibi kanat çalıp uçardım.

 

 

9-Şengülava yurdu, aşık alması,

Gâh da gedib orda konak kalması,

Daş atması, alma-heyva salması,

Kalıb şirin yuhu kimin yadımda,

Eser koyub, ruhumda her zadımda

Haydar Baba, Mir Ejder seslenince,
Köy içine ses ve seda düşünce, 
Āşık Rüstem sazını dillendirince, 
Hatırında mıdır ne korkuyla kaçardım, 
Kuşlar gibi kanat çalıp uçardım.

 

 

10-Heyder Baba, Kuru gölün kazları,

Gediklerin sazak çalan sazları,

Ket kövşenin payızları, yazları,

Bir sinema perdesidir gözümde,

Tek oturub, seyr ederem özümde

10 Haydar Baba, Kuru Göl'ün kazları, 
Gediklerin ıslık çalan sazları, 
Kendin köyün sonbaharları, yazları, 
Bir sinema perdesidir gözümde, 
Tek oturup seyrederim kendimde.

 

 

 

11-Heyder Baba, Karaçemen caddası,

Çovuşların geler sesi, sedası,

Kerbelâ'ya gedenlerin kadası,

Düşsün bu aç, yolsuzların gözüne,

Temeddünün uyduk yalan sözüne

11 Haydar Baba, Kara Çimen caddesi, 
Kervancıların gelir sesi sedası, 
Kerbelā'ya gidenlerin kazāsı, 
Düşsün bu aç yolsuzların gözüne, 
Medeniyetin uyduk yalan sözüne.

 

 

12-Heyder Baba, şeytan bizi azdırıb,

Mehebbeti üreklerden kazdırıb,

Kara günün ser-nüviştin yazdırıb,

Salıb halkı bir-birinin canına,

Barışığı beleşdirib kanına

12 Haydar Baba, şeytan bizi azdırmış, 
Muhabbeti yüreklerden kazdırmış, 
Kara günün alın yazısını yazdırmış, 
Salmış halkı birbirinin canına, 
Barışı bulaştırmış kanına.

 

 

13-Göz yaşına bakan olsa, kan ahmaz,

İnsan olan hancer beline takmaz,

Amma hayıf, kör tutduğun burahmaz,

Behiştimiz cehennem olmahdadır,

Ziheccemiz meherrem olmahdadır

13 Gözyaşına bakan olsa kan akmaz, 
İnsan olan hançer beline takmaz, 
Ama yazık kör tuttuğunu bırakmaz, 
Cennetimiz cehennem olmaktadır, 
Zilhiccemiz muharrem olmaktadır.

 

 

14-Hazan yeli yarpakları tökende,

Bulut dağdan yenib kende köçende,

Şeyhülislam gözel sesin çekende,

Nisgilli söz üreklere deyerdi,

Ağaçlar da Allah'a baş eyerdi

14 Hazan yeli yaprakları dökünce, 
Bulut dağdan inip köye çökünce, 
Şeyhelislām güzel sesini yükseltince, 
Hasretli söz yüreklere değerdi, 
Ağaçlar da Allah'a baş eğerdi.

 

 

15-Daşlı bulak daş-kumunan dolmasın,

Bahçaları saralmasın, solmasın,

Ordan keçen atlı susuz olmasın,

Deyne bulak, hayrın olsun, aharsan,

Ufuklara humar-humar baharsan

15 Tatlı Çeşme taşla kumla dolmasın, 
Bahçeleri sararmasın solmasın, 
Ordan geçen atlı susuz olmasın, 
De ki çeşme hayrın olsun akarsan, 
Ufuklara humar humar bakarsan.

 

 

16-Heyder Baba, dağın daşın seresi,

Kehlik okur, dalısında feresi,

Kuzuların ağı, bozu, karası,

Bir gedeydim dağ-dereler uzunu,

Okuyaydım: 'Çoban, kaytar kuzunu'

16 Haydar Baba, dağın taşın yalçını, 
Keklik ötüyor arkasında yavrusu, 
Kuzuların akı, bozu, karası, 
Bir gideydim dağlar dereler boyu, 
Okuyaydım çoban döndür kuzuyu.

 

 

17-Heyder Baba, Sulu yerin düzünde,

Bulak kaynar çay çemenin gözünde,

Bulakotu, üzer suyun üzünde,

Gözel kuşlar ordan gelib keçerler,

Halvetleyib bulakdan su içerler

17 Haydar Baba Sulu Yer'in ovasında, 
Pınar kaynar çayın, çimenin gözünde, 
Pınar otu yüzer suyun yüzünde, 
Güzel kuşlar ordan gelip geçerler, 
Halvetleyip pınardan su içerler.

 

 

18-Biçin üstü sünbül biçen orahlar,

Ele bil ki, zülfü darar darahlar,

Şikarçılar bildirçini sorahlar,

Biçinçiler ayranların içerler,

Bir huşlanıb, sondan durub biçerler

18 Biçin vakti sünbül biçen oraklar, 
Öyle bil ki zülfü tarar taraklar, 
Avcılar bildırcını araştırır, 
Biçiciler ayranlarını içerler, 
Bir pinekleyip sonra kalkıp biçerler.

 

 

19-Heyder Baba, kendin günü batanda,

Uşakların şamın yeyib yatanda,

Ay bulutdan çıkıb kaş-göz atanda,

Bizden de bir sen onlara kıssa de,

Kıssamızdan çoklu gam u gussa de

19 Haydar Baba, köyün güneşi batınca, 
Çocukların akşamlığını yiyip yatınca, 
Ay buluttan çıkıp, göz kırpınca, 
Bizden de bir sen onlara kıssa de, 
Kıssamızda çokça gam ve gusse de!

20-Karı nene gece nağıl deyende,

Külek kalkıb kap-bacanı döyende,

Kurd keçinin Şengülüsün yeyende,

Men kayıdıb bir de uşak olaydım,

Bir gül açıb ondan sora solaydım

20 İhtiyar nine gece masal söyleyince, 
Rüzgār çıkıp kapıyı bacayı dövünce, 
Kurt keçinin şengülünü yiyince, 
Ben dönüp bir daha çocuk olaydım, 
Bir gül açıp ondan sonra solaydım.

 

 

21-'Emmecan'ın bal bellesin yeyerdim,

Sondan durub üs donumu geyerdim,

Bahçalarda tiringeni deyerdim,

Ay özümü o ezdiren günlerim,

Ağac minib, at gezdiren günlerim

21 Hala Can'ın bal bükmesini yerdim, 
Sonra kalkıp elbisemi giyerdim, 
Bahçelerde terennümü söylerdim, 
Ah kendimi o nazlandırdığım günlerim, 
Ağaç binip at gezdirdiğim günlerim.

 

 

22-Heçi hala çayda paltar yuvardı,

Memmed Sadık damlarını suvardı,

Heç bilmezdik dağdı, daşdı, divardı

Her yan geldi, şıllak atıb aşardık,

Allah, ne koş, gamsız-gamsız yaşardık

22 Heçi teyze çayda çamaşır yıkardı, 
Memmed Sadık evlerini sıvardı, 
Hiç bilmezdik dağ mı, taş mı, duvar mı, 
Neresi olsa zıplayarak aşardık, 
Allah ne hoş gamsız gamsız yaşardık.

 

 

23-Şeyhülislam münâcatı deyerdi,

Meşed Rahim lebbâdeni geyerdi,

Meşdâceli bozbaşları yeyerdi,

Biz hoş idik, hayrat olsun, toy olsun,

Fark eylemez, her n'olacak, koy olsun

23 Şeyhelislām münacatı söylerdi, 
Meşed Rahim cübbeyi giyerdi, 
Meşdaceli bozbaşları yerdi, 
Biz hoş idik hayrat olsun, düğün olsun, 
Fark eylemez her ne olacaksa koy olsun.

 

 

24-Melik Niyaz verendilin salardı,

Atın çapıb kıykacıdan çalardı,

Kırkı tekin gedik başın alardı

Dolayıya kızlar açıb pencere,

Pencerelerden ne gözel menzere

24 Melik Niyaz tüfeğini atardı, 
Atını koşturup çaprazlama vururdu,
Şahin gibi gedik başını tutardı, 
Etraflara kızlar açmış pencere, 
Pencerelerde ne güzel manzara.

 

 

25-Heyder Baba, kendin toyun tutanda,

Kız gelinler hena, pilte satanda,

Bey geline damdan alma atanda,

Menim de o kızlarında gözüm var,

Aşıkların sazlarında sözüm var

25 Haydar Baba, köyün düğününü yapınca, 
Kızlar gelinler kına, fitil satınca,
Bey geline damdan elma atınca, 
Benim de o kızlarında gözüm var, 
Āşıkların sazlarında sözüm var.

 

 

26-Heyder Baba, bulakların yarpızı,

Bostanların gülbeseri, karpızı,

Çerçilerin ağ nebatı sakkızı,

İndi de var damağımda, dad verer,

İtgin geden günlerimden yad verer

26 Haydar Baba, pınarların yarpuzu, 
Bostanların hıyarı, karpuzu,
Çerçilerin ak nöbet şekeri, sakızı,
Şimdi de yine, damağımda tat verir,
Yitkin giden günlerimden yād verir.

 

 

27-Bayram idi gece kuşu ohurdu,

Adaklı kız bey çorabın tohurdu,

Herkes şalın bir bacadan sohurdu,

Ay ne gözel kaydadı şal sallamak,

Bey şalına bayramlığın bağlamak

27 Bayram idi, gece kuşu ötüyordu,
Nişanlı kız bey çorabını örüyordu, 
Herkes şalını bir bacadan sokuyordu,
Ah ne güzel adettir şal sallamak,
Bey şalına bayramlığını bağlamak.

 

 

28-Şal istedim men de evde ağladım,

Bir şal alıb tez belime bağladım,

Gulam gile kaçdım, şalı salladım,

Fatma hala mene çorab bağladı,

Han nenemi yada salıb ağladı

28 Şal istedim ben de evde ağladım,
Bir şal alıp, tez belime bağladım, 
Gulam'lara koştum şalı salladım, 
Fatma teyze bana çorap bağladı, 
Han Nene'mi hatırlayıp ağladı.

 

 

29-Heyder Baba, Mirzemmed'in bahçası,

Bahçaların turşa şirin alçası,

Gelinlerin düzmeleri, tahçası

Hey düzüler gözlerimin refinde,

Heyme vurar hatıralar sefinde

29 Haydar Baba, Mirzemmed'in bahçesi, 
Bahçelerin ekşi, tatlı eriği, 
Gelinlerin dizmeleri, rafları,
Hey dizilir gözlerimin rafında,
Çadır kurar hatıralar safında.

 

 

30-Bayram olub, kızıl palçık ezerler,

Nakış vurub, otakları bezerler,

Tahçalara düzmeleri düzerler

Kız-gelinin fındıkçası, henası,

Heveslener anası, kaynanası

30 Bayram olup kızıl balçık ezerler,
Nakış yapıp odaları bezerler, 
Raflarda dizmeleri dizerler,
Kızın gelinin fındıkçası, kınası, 
Heveslenir anası kaynanası.

 

 

31-Bakıçının sözü, sovu, kağızı

İneklerin bulaması, ağızı,

Çerşenbenin girdekânı, mövizi

Kızlar deyer: "Atıl-matıl, çerşenbe,

Ayna tekin bahtım açıl, çerşenbe"

31 Bakūcunun sözü, sohbeti, kāğıdı, 
İneklerin bulaması, ağızı,
Çarşambanın cevizi, kuru üzümü,
Kızlar der: "atıl matıl çarşamba, 
Ayna gibi bahtım açıl çarşamba."

 

 

32-Yumurtanı göyçek, güllü boyardıh,

Çakkışdırıb sınanların soyardıh,

Oynamakdan birce meğer doyardıh,

Eli mene yaşıl aşık vererdi,

İrza mene novruz gülü dererdi

32 Yumurtayı güzel güllü boyardık, 
Çakıştırıp kırılanları soyardık,
Oynamaktan bir defa acaba doyar mıydık 
Ali bana yeşil aşık verirdi,
Rıza bana nevruz gülü dererdi.

 

 

33-Novruz Ali hermende vel sürerdi,

Kâhdan enib küleşlerin kürerdi,

Dağdan da bir çoban iti hürerdi,

Onda gördün ulak ayak sahladı,

Dağa bakıb kulakların şahladı

33 Nevruz Ali harmanda döven sürerdi, 
Bazan inip samanları kürürdü, 
Dağdan da bir çoban iti ürürdü, 
O zaman gördün eşek ayak sakladı, 
Dağa bakıp kulaklarını dikti.

 

 

34-Akşam başı nahırçılar gelende,

Kodukları çekib, vurardık bende,

Nahır keçib gedib yetende kende,

Heyvanları çılpak minib kovardıh,

Söz çıksaydı, sine gerib sovardıh

34 Akşam üstü sürü ile gelince,
Sıpaları çekip vururduk bende, 
Sürü geçip gidip yetince köye, 
Hayvanları çıplak binip sürerdik,
Söz çıksaydı sine gerip savardık.

 

 

35-Yaz gecesi çayda sular şarıldar,

Daş kayalar selde aşıb, karıldar,

Karanlıkda kurdun gözü parıldar,

İtler gördün, kurdu seçib ulaşdı,

Kurd da gördün, kalkıb gedikden aşdı

35 Yaz gecesi çayda sular şarıldar, 
Taşlar kayalar selde aşıp harıldar, 
Karanlıkta kurdun gözü parıldar, 
Köpekler gördün, kurdu seçip ulaştı, 
Kurt da gördün kalkıp gedikten aştı.

 

 

36-Kış gecesi tövlelerin otağı,

Kentlilerin oturağı, yatağı,

Buharıda yanar odun yanağı,

Şebçeresi, girdekânı, iydesi,

Kendi basar gülüb-danışmak sesi

36 Kış gecesi tavlaların odası, 
Köylülerin oturduğu, yatağı, 
Ocakta yanar ateşin yanağı, 
Şebçeresi, cevizi, iğdesi, 
Köyü kaplar gülüp konuşmak sesi.

 

 

37-Şücâ haloğlunun Baki savgati,

Damda kuran samavarı, söhbeti,

Yadımdadı şestli keddi, kameti,

Cünemmegin toyu döndü, yas oldu,

Nene Kız'ın baht aynası kâs oldu

37 Şuca teyzeoğlunun Bakū hediyesi, 
Damda kurduğu semaveri, sohbeti, 
Hatırımdadır düzgün boyu, kameti, 
Genç ölünün düğünü döndü yas oldu, 
Nene Kız'ın baht aynası kırıldı.

 

 

38-Heyder Baba, Nene Kızın gözleri,

Rakşende'nin şirin-şirin sözleri,

Türki dedim, okusunlar özleri,

Bilsinler ki, adam geder ad kalar,

Yahşı-pisden ağızda bir dad kalar

38 Haydar Baba, Nene Kız'ın gözleri, 
Rahşende'nin tatlı tatlı sözleri, 
Türkçe dedim okusunlar kendileri, 
Bilsinler ki adam gider, ad kalır, 
Güzelden pisten ağızda bir tat kalır.

 

 

39-Yaz kabağı gün güneyi döyende,

Kend uşağı kar güllesin sövende,

Kürekçiler dağda kürek züvende,

Menim ruhum ele bilin ordadır,

Kehlik kimi batıb kalıb, kardadır

39 Yaza doğru güneş güneyi dövünce, 
Köy çocukları kar topunu sevince, 
Kayakçılar dağda kayak kayınca, 
Benim ruhum öyle bilin ordadır, 
Keklik gibi batmış, kalmış, kardadır.

 

 

40-Karı Nene uzadanda işini,

Gün bulutdan eyirerdi teşini,

Kurd kocalıb, çekdirende dişini,

Sürü kalkıb dolayıdan aşardı,

Badyaların südü aşıb-daşardı

40 İhtiyar Nene uzatınca işini, 
Güneş bulutta eğirirdi iği, 
Kurt kocalıp çektirince dişini, 
Sürü kalkıp etraflardan aşardı, 
Bakraçların sütü aşıp taşardı.

 

 

41-Hecce Sultan emme dişin kısardı,

Molla Bağır emoğlu tez mısardı,

Tendir yanıb, tüstü evi basardı,

Çaydanımız arsın üste kaynardı,

Kovurkamız saç içinde oynardı

41 Hatçe Sultan hala dişini kısardı, 
Molla Bakır amca oğlu tez sinerdi,
Tandır yanıp duman evi basardı,
Çaydanlığımız demir üstünde kaynardı, 
Kavurgamız saç içinde oynardı

 

 

42-Bostan pozub getirerdik aşağı,

Doldurardık evde tahta tabağı,

Tendirlerde pişirerdik kabağı,

Özün yeyib, tohumların çıtlardıh,

Çok yemekden lap az kala çatlardıh

42 Bostan bozup getiriyorduk aşağı, 
Dolduruyorduk evde tahtayı, tabağı,
Tandırlarda pişiriyorduk kabağı, 
Kendisini yiyip çekirdeklerini çıtlatıyorduk, 
Çok yemekten tam az kalsın çatlıyorduk.

 

 

43-Verzeğan'dan armud satan gelende,

Uşakların sesi düşerdi kende,

Biz de bu yandan eşidib bilende,

Şıllak atıb bir kışkırık salardıh,

Buğda verib armudlardan alardıh

43 Verziğan'dan armut satan gelince, 
Çocukların sesi düşerdi köye,
Biz de bu yanda işitip bilince, 
Zıplayarak bir haykırış salardık,
Buğday verip armutlardan alırdık.

 

 

44-Mirza Tağı'ynan gece getdik çaya,

Men bakıram selde boğulmuş aya,

Birden ışık düşdü otay bahçaya,

"Eyvay dedik, kurddu", kayıtdık, kaşdıh,

Heç bilmedik ne vakt küllükden aşdıh

44 Mirza Taki'yle gece gittik çaya, 
Ben bakıyorum selde boğulmuş aya, 
Birden ışık düştü karşı bahçeye, 
Eyvah dedik kurttur, döndük kaçtık, 
Hiç bilmedik ne vakit küllükten aştık.

 

 

45-Heyder Baba, ağaçların ucaldı,

Amma hayıf cevanların kocaldı,

Tokluların arıklayıb acaldı,

Kölge döndü, gün batdı, kaş kereldi,

Kurdun gözü karanlıkda bereldi

45 Haydar Baba, ağaçların yüceldi,
Ama yazık, civanların kocaldı,
Tokluların zayıflayıp takattan düştü,
Gölge döndü, güneş battı, kaş karardı,
Kurdun gözü karanlıkta açıldı.

 

 

46-Eşitmişem yanır Allah çırağı,

Dayır olub mescidüzün bulağı,

Râhat olub kendin evi, uşağı,

Mensur Han'ın eli kolu var olsun,

Harda kalsa, Allah ona yar olsun

46 İşitmişim yanıyor Allah çerağı
İşler olmuş mescidinizin pınarı,
Rahat olmuş köyün evi, çocuğu,
Mansur Han’ın eli kolu var olsun,
Nerde kalsa Allah ona yār olsun.

 

 

47-Heyder Baba, Moll' İbrahim var, ya yoh?

Mekteb açar, okur uşaklar, ya yoh?

Hermen üstü mektebi bağlar, ya yoh?

Menden ahonda yetirersen selâm,

Edebli bir selâm-ı mâ lâkelâm

47 Haydar Baba, Molla İbrahim var mı, yoksa yok mu? / Mektep açar mı, okuyor mu çocuklar, yoksa yok mu? / Harman vakti mektebi kapatıyor mu, yoksa yok mu?
Benden hocaya eriştirirsin selām,
Edepli, söz götürmez bir selām.

 

 

48-Hecce Sultan emme gedib Tebriz'e,

Amma ne Tebriz ki, gelemmir bize,

Balam durun, koyak gedek evmize,

Ağa öldü, tufakımız dağıldı,

Koyun olan yad gediben sağıldı

48 Hatce Sultan hala gitmiş Tebriz’e,
Ama ne Tebriz ki gelemiyor bize,
Yavrum kalkın bırakalım gidelim evimize,
Baba öldü birliğimiz dağıldı,
Ne kadar koyun varsa yabana gidip sağıldı.

 

 

49-Heyder Baba, dünya yalan dünyadı,

Süleyman'dan, Nuh'dan kalan dünyadı,

Oğul doğan, derde salan dünyadı,

Her kimseye her ne verib alıbdı,

Eflatun'dan bir kuru ad kalıbdı

49 Haydar Baba, dünya yalan dünyadır,
Süleyman’dan Nuh’tan kalan dünyadır,
Oğul doğuran, derde salan dünyadır,
Her kimseye her ne vermişse almıştır,
Eflatun’dan bir kuru ad kalmıştır.

 

 

50-Heyder Baba, yaru yoldaş döndüler,

Bir-bir meni çölde koyub, çöndüler,

Çeşmelerim, çırahlarım, söndüler,

Yaman yerde gün döndü, akşam oldu,

Dünya mene harâbe-i şâm oldu

50 Haydar Baba, yār ve yoldaş döndüler,
Bir bir beni çölde bırakıp çekildiler,
Çeşmelerim, çerağlarım söndüler,
Kötü yerde gün döndü, akşam oldu,
Dünya bana Şam harabesi oldu.

 

 

51-Emoğluynan geden gece Kıpçağ'a,

Ay ki çıkdı, atlar geldi oynağa,

Dırmaşırdık, dağdan aşırdık dağa,

Meşmemi Han göy atını oynatdı,

Tüfengini aşırdı, şakkıldatdı

51 Amca oğluyla gittiğimiz gece, Kıpçağa,
Ay ki çıktı atlar başladı oynamağa,
Tırmanıyorduk, dağdan aşıyorduk dağa,
Meşmemi Han kır atını oynattı,
Tüfeğini aşırdı şakıldattı.

 

 

52-Heyder Baba, Kara gölün deresi,

Hoşgenâb'ın yolu, bendi, beresi,

Orda düşer çil kehliğin feresi,

Ordan keçer yurdumuzun özüne,

Biz de keçek yurdumuzun sözüne

51 Amca oğluyla gittiğimiz gece, Kıpçağa,
Ay ki çıktı atlar başladı oynamağa,
Tırmanıyorduk, dağdan aşıyorduk dağa,
Meşmemi Han kır atını oynattı,
Tüfeğini aşırdı şakıldattı.

 

 

53-Hoşgenâb'ı yaman güne kim salıb?

Seyyidlerden kim kırılıb, kim kalıb?

Amir Gafar dam daşını kim alıb?

Bulak gene gelib gölü doldurur,

Ya kuruyub, bahçaları soldurur

53 Huşgenabı kötü güne kim atmış?
Seyyidlerden kim ölmüş, kim kalmış?
Āmir Gaffar’ın damını taşını kim almış?
Pınar yine gelip gölü dolduruyor mu?
Yoksa kuruyup bahçeleri solduruyor mu?

 

 

54-Amir Gafar seyyidlerin tacıydı,

Şahlar şikar etmesi kıykacıydı,

Merde şirin, nâmerde çok acıydı,

Mazlumların hakkı üste eserdi,

Zalimleri kılıç tekin keserdi

54 Āmir Gaffar seyyidlerin tacıydı,
Şahları avlaması, çaprazıydı,
Merde tatlı, nāmerde çok acıydı,
Mazlumların hakkı üstüne titrerdi,
Zalimleri kılıç gibi keserdi.

 

 

55-Mir Mustafa dayı, uca boy baba,

Heykelli, sakkallı, Tolustoy baba,

Eylerdi yas meclisini, toy baba,

Hoşgenâb'ın âb-ı rûsu, erdemi,

Mescidlerin, meclislerin görkemi

55 Mir Mustafa dayı yüce boy baba,
Heykelli, sakallı Tolstoy baba,
Eylerdi yas meclisini toy baba,
Huşgenabın yüzsuyu, fazileti,
Mescitlerin, meclislerin gösterişlisi.

 

 

56-Mecdüssâdât gülerdi bağlar kimi,

Guruldardı, buludlu dağlar kimi,

Söz ağzında erirdi yağlar kimi,

Alnı açık, yakşı, derin kanardı,

Yaşıl gözler çırağ tekin yanardı

56 Mecdüssādat gülerdi bağlar gibi,
Gürülderdi bulutlu dağlar gibi,
Söz ağzında erirdi yağlar gibi,
Alnı açık, güzel, derin anlardı,
Yeşil gözler çerağ gibi yanardı.

 

 

57-Menim atam süfreli bir kişiydi,

El elinden tutmak onun işiydi,

Gözellerin âhire kalmışıydı,

Ondan sonra dönergeler döndüler,

Mehebbetin çırağları söndüler

57 Benim babam sofralı bir kişiydi,
El elinden tutumak onun işiydi,
Güzellerin āhire kalmışıydı,
Ondan sonra çarklar dönmüşler,
Muhabbetin çerağları sönmüşler.

 

 

58-Mir Sâlih'in deli sevlik etmesi,

Mir Aziz'in şirin şahsey getmesi,

Mir Memmed'in kurulması, bitmesi,

İndi desek, ahvâlâtdı, nağıldı,

Keçdi getdi, itdi batdı, dağıldı

58 Mir Salih’in delice hareket etmesi,
Mir Azizin tatlı şahsey gitmesi,
Mir Memmedin kurulması, bitmesi,
Şimdi desek hikāyedir, masaldır,
Geçti, gitti, yitti, battı, dağıldı.

 

 

59-Mir Abdül'ün aynada kaş yahması,

Çövçülerinden, kaşının ahması,

Boylanması, dam-divardan bahması,

Şah Abbas'ın dürbini, yâdeş behayr,

Hoşgenâb'ın hoş günü, yâdeş behayr

59 Mir Abdul’un aynada kaş yakması,
Uçlarından kaşının akması,
Uzanması, damdan duvardan bakması,
Şah Abbasın dürbünü, hayırla yād edilsin..
Huşgenabın hoş günü, hayırla yād edilsin.

 

 

60-Sitâr' emme nezikleri yapardı,

Mir Kadir de her dem birin kapardı,

Kapıb, yeyib, dayça tekin çapardı,

Gülmeliydi onun nezik kappası,

Emmemin de, ersininin şappası

60 Sitare hala çörekleri yapardı,
Mir Kadir de her an birini kapardı,
Kapıp yiyip tay gibi koşardı,
Gülünecek şeydi onun çörek kapması,
Halamın da hamur kepçesinin şaplaması.

 

 

61-Heyder Baba, Amir Heyder neyneyir?

Yakın gene samavarı keyneyir,

Day kocalıb, alt engiynin çeyneyir,

Kulak batıb, gözü girib kaşına,

Yazık emme, havâ gelib başına

61 Haydar Baba, Āmir Haydar neyliyor,
Muhakkak, yine semaveri kaynıyor,
Daha kocalmış alt çenesiyle çiyniyor,
Kulak batmış, gözü girmiş kaşına,
Yazık hala, hava gelmiş başına.

 

 

62-Hanım emme Mir Abdül'ün sözünü,

Eşidende eyer ağzı, gözünü,

Melkâmıd'a verer onun özünü,

Da'vaların şuhlugılan katallar,

Eti yeyib, başı atıb yatallar

62 Hanım hala, Mir Abdulun sözünü,
İşitince eğer ağzını gözünü,
Azraile verir onun kendisini,
Davalarını şaka ile katarlar,
Eti yiyip kafayı vurup yatarlar.

 

 

63-Fizze hanım Hoşgenâb'ın gülüydü,

Amir Yahya em kızının kuluydu,

Ruhsâre artist idi, sevgiliydi,

Seyid Hüseyn Mir Salih'i yansılar,

Amir Cefer geyretlidir, kan salar

63 Fizze Hanım, Huşgenab’ın gülüydü,
Āmir Yahya amca kızının kuluydu,
Ruhsāre artist idi, sevgiliydi,
Seyyid Hüseyin Mir Salih’i taklit eder,
Āmir Cafer gayretlidir, kan salar.

 

 

64-Seher tezden nahırçılar gelerdi,

Koyun kuzu dam bacadan melerdi,

Emme Can'ım körpelerin belerdi,

Tendirlerin kavzanardı tüstüsi,

Çöreklerin gözel iyi, istisi

64 Sabah erken sığırtmaçlar gelirdi,
Koyun kuzu damda bacada melerdi,
Hala Can’ım körpelerini belerdi,
Tandırların yükselirdi dumanı,
Çöreklerin güzel kokusu, sıcağı.

 

 

65-Göyerçinler deste kalkıb uçallar,

Gün saçanda kızıl perde açallar,

Kızıl perde açıb, yığıb kaçallar,

Gün ucalıb, artar dağın celâli,

Tebietin cevanlanar cemâli

65 Güvercinler küme halinde kalkıp uçarlar,
Güneş ışıklarını saçınca kızıl perde açarlar,
Kızıl perde açıp yığıp kaçarlar,
Güneş yükselip artar dağın celāli,
Tabiatın gençleşir cemali.

 

 

66-Heyder Baba, karlı dağlar aşanda,

Gece kervan yolun aşıb çaşanda,

Men hardasam, Tehran'da, ya Kâşan'da,

Uzaklardan gözüm seçer onları,

Hayâl gelib, aşıb keçer onları

66 Haydar Baba, karlı dağlar aşınca,
Gece kervan yolunu kaybedip şaşırınca,
Ben nerdeysem, Tahran’da veya Kāşan’da
Uzaklardan gözüm seçer onları,
Hayal gelip aşıp geçer onları.

 

 

67-Bir çıkaydım Damkaya'nın daşına,

Bir bakaydım keçmişine, yaşına,

Bir göreydim neler gelib başına,

Men de onun karlarıylan ağlardım,

Kış donduran ürekleri dağlardım

67 Bir çıkaydım Dam Kaya’nın taşına,
Bir bakaydım geçmişine, yaşına,
Birgöreydim neler gelmiş başına,
Ben de onun karlarıyla ağlardım,
Kışın dondurduğu yürekleri dağlardım.

 

 

68-Heyder Baba, gül konçesi handandı

Amma hayıf, ürek gazası kandı,

Zindegânlık bir karanlık zindandı,

Bu zindanın derbeçesin açan yok,

Bu darlıkdan bir kurtulub kaçan yok

68 Haydar Baba, gül goncası handandır,
Ama yazık, yürek gıdası kandır,
Hayat bir karanlık zindandır,
Bu zindanın kapısını açan yok,
Bu darlıktan bir kurtulup kaçan yok.

 

 

69-Heyder Baba, göyler bütün dumandı,

Günlerimiz birbirinden yamandı,

Birbirizden ayrılmayın, amandı,

Yakşılığı elimizden alıblar,

Yakşı bizi yaman güne salıblar!

69 Haydar Baba, gökler bütün dumandır,
Günlerimiz birbirinden yamandır,
Birbirinizden ayrılmayın amandır,
İyiliği elimizden almışlar,
İyi bizi kötü güne salmışlar.

 

 

70-Bir soruşun bu karkınmış felekden,

Ne isteyir bu kurduğu kelekden?

Deyne, keçirt ulduzları elekden,

Koy tökülsün, bu yer üzü dağılsın,

Bu şeytanlık korkusu bir yığılsın

70 Bir sorun bu beddualı felekten,
Ne istiyor bu kurduğu tuzaktan
De ki geçirt yıldızları elekten,
Koy dökülsün, bu yer yüzü dağılsın,
Bu şeytanlık kurgusu bir yığılsın.

 

 

71-Bir uçaydım bu çırpınan yelinen,

Bağlaşaydım dağdan aşan selinen,

Ağlaşaydım uzak düşen elinen,

Bir göreydim ayrılığı kim saldı?

Ölkemizde kim kırıldı, kim kaldı?

71 Bir uçaydım bu çırpınan yel ile, Yarışaydım dağdan inen sel ile,
Ağlaşaydım uzak düşen el ile,
Bir göreydim ayrılığı kim saldı,
Ülkemizde kim kırıldı, kim kaldı.

 

 

72-Men senin tek dağa saldım nefesi,

Sen de kaytar, göylere sal bu sesi,

Baykuşun da dar olmasın kefesi,

Burda bir şîr darda kalıb bağırır,

Mürüvvetsiz insanları çağırır

72 Ben senin gibi dağa saldım nefesi,
Sen de döndür göklere sal bu sesi,
Baykuşun da dar olmasın kafesi,
Burda bir arslan darda kalmış bağırıyor,
Mürüvvetsiz insanları çağırıyor.

 

 

73-Heyder Baba, gayret kanın kaynarken,

Karakuşlar senden kopub kalkarken,

O sıldırım daşlarıynan oynarken,

Kavzan, menim himmetimi orda gör,

Ordan eyil, kâmetimi darda gör

73 Haydar Baba, gayret kanın kaynarken,
Kara kuşlar senden kopup kalkarken,
O sarp yalçın taşlarınla oynarken,
Yüksel, benim himmetimi orda gör,
Ordan eğil, kametimi darda gör.

 

 

74-Heyder Baba, gece durna keçende,

Köroğlunun gözü kara seçende,

Kıratını minib, kesib biçende,

Men de burdan tez matlaba çatmaram,

Eyvaz gelib çatmayıncan yatmaram

74 Haydar Baba, gece turna geçince,
Köroğlu’nun gözü kara seçince,
Kır atını binip kesip biçince,
Ben de burdan tez gayeye erişmem,
Ayvaz gelip erişmeyince yatmam.

 

 

75-Heyder Baba, merd oğullar doğginan,

Nâmerdlerin burunların oğginan,

Gediklerde kurdları dut boğginan,

Koy kuzular ayın şayın otlasın,

koyunların kuyrukların katlasın

75 Haydar Baba, mert oğullar doğur,
Nāmertlerin burunlarını sürt,
Gediklerde kurtları tut, boğ,
Koy kuzular sere serpe otlasın,
Koyunların kuyruklarını katlasın.

 

 

76-Heyder Baba, senin könlün şad olsun,

Dünya varken ağzın dolu dad olsun,

Senden keçen yakın olsun, yad olsun,

Deyne menim şâir oğlum Şehriyâr,

Bir ömürdür gam üstüne gam çalar

76 Haydar Baba, senin gönlün şād olsun,
Dünya durdukça ağzın dolu tad olsun,
Senden geçen tanıdık olsun, yabancı olsun,
De ki benim şair oğlum Şehriyar,
Bir ömürdür gam üstüne gam yığar.

 

 

Görüntülü Şiir: