Mağcan Cumabayulı

Kazak şair (D. 1893 Sasık Köl / Güney Kazakistan – Ö. 1937)

      İlköğrenimini doğduğu yerde yaptı. Daha sonra Çala Kazak Medresesine devam etti. Yeni tarzda (Usül-i cedit) öğretim yapan bu medresede Arapça, Farsça, Türkçe ve Türk boylarının tarihi okutuluyordu. Öğrenimine Ufa’daki Gahya Medresesinde devam etti. Kazak şairi Mircakıp Duvlat’tan Rusça öğrendi. Bu sayede Rus ve Avrupa şairlerini okuma olanağını buldu. Kazak gazetesinde şiirleri yayımlandı. 1913 yılında Ombı Rus Öğretmen Okulunu bitirdi.

             1919’da Bostandık Tuvı (Özgürlük Bayrağı) gazetesinin redaktörü oldu. 1922 yılında Taşkent’e gitti. Burada Çolpan, Sana, Ak Col gazete ve dergilerinin yayımlanmasına katkıda bulundu. 1929’da Sovyet hükümeti tarafından tutuklandı. 1935 yılında Maksim Gorki’nin yardımıyla hapisten kurtuldu. 30 Aralık 1937’de Almatı’da tekrar tutuklandı ve bir daha kendisinden haber alınamadı. Lirik şiirleriyle tanındı.

      Mağcan Cumabay, 1893’te Kazakistan’ın Akmola bölgesinde doğmuştur. O doğduğu sıralarda, Kazakistan Rus işgali altındaydı. Mağcan daha çocuk yaştayken Rusya’da I. Bolşevik ihtilali gerçekleşmişti ve 24 yaşındayken 1917 komünist devrimi olmuştu. Mağcan gençliğinde Türkistan’ın pek çok önde gelen aydınıyla da tanışma fırsatı buldu ve Türk milliyetçisi oldu. Cumabay, bir şair, bir fikir adamı, her şeyden öte bir Türk milliyetçisiydi. Türklerin kabile milliyetçiliğiyle değil, birlik içinde, büyük Turan ülküsüyle kurtulacağına inandı. Rus çarlığı dağılırken Rusya’da, I. Bolşevik ihtilalinden sonra Kazak Türklerinin bağımsızlığını sağlamak amacıyla bir “Alaş hareketi” başladı. Mağcan üyelerinden biriydi.
         Kazak türkü milliyetçileri 1916 da gerçekleşen Türkistan ayaklanmasına ilham oldular ve büyük rol oynadılar. Kurdukları parti 1917 ağustosunda Alihan Bökey idaresinde Kazakistan hükümetini kurdu. Hükümet, Kızıl ve Beyaz Ruslar arasında sıkışmış olmasına rağmen, bölgede otorite kurmuş ve bölgede önemli icraatlarda bulunmuştur. Sonrasında komünistler iktidara geldikten sonra tam bağımsızlık yanlısı bütün Türkçüler birer birer ortadan kaldırıldı. Cumabay, bu sırada pek çok gazete ile dergide şiirler kaleme aldı. Moskova’da bazı edebiyatçılarla yaptığı toplantılar komünistleri ürkütmeye başlamıştı. Uzaktaki Kardeşime" adlı şiiri yayınlaması zaten KGB tarafından izlenen komünistleri daha da kızdırdı. Bu yüzden hapse mahkûm edildi ve 1930’da sürgüne gönderildi. Bunca çektiği çileye rağmen hiçbir zaman davasından, Türkçülükten vazgeçmemiştir. 1936’da hapisten çıktıktan sonra Almatı’ya döndü fakat KGB hala peşindeydi. İtirafçı olması ve dava, arkadaşlarını ifşa etmesi yönünde baskılar başladı. Bu teklifi kabul etmeyince yabancı casusu olmakla suçlanarak bir kez daha tutuklandı. Hapiste çok sancılı işkenceler gördü ve en sonunda söylenenleri kabul etmek zorunda bırakıldı. 45 yaşındayken Stalin tarafından kurşuna dizilerek infaz edildi

.Uzaktaki Kardeşime

BAŞLICA ESERLERİ:

Çolpan,
Ölender,
Mağcan Cumabayef Ölenderi,
Sunkar Cırı (çeviri),
Akboz At (çeviri),
Pedagogika,
Mağcan Cumabayef Şığarmaları.

KAYNAK: Suat Batur / Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (2001), İhsan Işık / Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi (2. bas. 2009).