Maviciler

-A A +A
1 Kasım 1952-Nisan 1956
Mavi Dergisi
       Ankara'da yayımlanan aylık edebiyat ve fikir dergisi (1 Kasım 1952-Nisan 1956) Edebiyata ilgi duyan Ankara Atatürk Lisesi öğrencilerinden bir grup gencin çıkardığı ve Teoman Civelek'in sahipliğini üstlendiği Mavi, başlangıçta belirgin bir çizgiyi savunmuyor, eski-yeni ayrımı yapmaksızın farklı görüşteki edebiyatçıların yapıtlarına yer veriyordu. Ama daha sonra Garip şiir akımına karşı çıkarak daha çok Attilâ İlhan'ın toplumsal gerçekçi görüşlerinin etkisinde ürünler yayımladı. Dergide görev alan ya da yapıtlarına yer verilen şairler daha sonra "Maviciler" olarak anılmaya başladı.
       25. sayıdan sonra Özdemir Nutku'nun sahipliğini üstlendiği Mavi toplam 36 sayı çıktı. Dergide Ahmet Oktay, Ferit Edgü, Demirtaş Ceyhun, Demir Özlü, Hilmi Yavuz, Ece Ayhan, Orhan Duru, Güner Sümer ve Yılmaz Gruda gibi şair ve yazarların şiirleriyle öyküleri yer aldı.
          Dergiye özgürlük ve barışın sembolü olduğunu düşündükleri Mavi ismini vermişlerdi. Mavi ismiyle 1 Ekim 1954' kadar 24 sayı çıkarılmıştır. Bir aylık aradan sonra 1956'ya kadar Son Mavi İsmiyle Özdemir Nutku 8 sayı daha çıkardıktan sonra derginin yayın hayatına sona vermiştir.
GENEL ÖZELLİKLERİ
  • Teoman Civelek'in Mavinin Düşündükleri başlıklı yazısı sanat amaçla ortaya koyan bir bildirge niteliğindedir.
  • Fikir ve sanatın sosyal bir sınıfın ya da grubun bayrağı yapılamayacağı görüşündedirler.
  • Maviciler kendilerini "kafa, ruh, et ve kemikleriyle" kısacası tüm benlikle, Atatürk inkılâplarının oluşturduğu yeni bir nesil olarak değerlendirmiştir.
  • Memleketin bütünlüğü, düşünce ve sanatın gelişmesi için bir asker gibi çalışacaklarını ifade etmişler, dergide yazmak isteyen kişilerden beklenti ise "Bu toprağı, insanları ile düşünce ve duyguları ile, kaderi ile, yani bütünü ile kavrayan fikir ve sanat adamları Mavi'nin saflarında yer alabilir." şeklinde özetlemişlerdir.
  • Anadolu'yu işleyen şiirlerin ölümsüz olacağı düşüncesiyle Anadolu'yu eserlerinde sıkça işlemişlerdir. Halk edebiyatından etkilenen, Divan edebiyatından uzak duran sanatçılar geleneksel şiir anlayışından yararlarım ancak farklı bir çizgide yürümüşlerdir.
  • Attilâ İlhan'ın topluluğa katılmasıyla ölçü ve kafiye gibi şekil özellikl uzak durarak serbest tarzda sosyalist gerçekçi şiirler yazmışlar, 1952'den sonra Nâzım Hikmet'ten etkilenerek zamanla toplumcu gerçekçi anlayışa yönelmişlerdir.
  • Orhan Veli ve onun öncülüğünde gelişen Garip Akımının "Şiirde anlam açık olmalıdır." görüşüne karşı çıkmışlar, şiiri düz yazıdan ayıran bir özellik olarak gördükleri anlam kapalılığını savunmuşlardır.
  • Hisarcılarla sanat görüşleri sebebiyle polemiğe girmişlerdir.
  • Orhan Duru ve Ferit Edgü daha ziyade düz yazı türlerinde eser vermiştir. Bu sebeple bu hareketin şiir alanında en önemli temsilcisi Attila İlhan’dır.

Attila İlhan ve Mavi Dergisi

     Yayın hayatına 1 Kasım 1952'de giren Mavi Dergisi, Ankara'da çıkmıştır. Adını dergiden alan Mavi Hareketi ise 1954 yazında başlamıştır. Oğuz Arıkanlı, Orhan Çubukçu, Ferit Edgü, Yılmaz Gruda, Ahmet Oktay, Güner Sümer gibi genç şairler o sırada İstanbul'da yaşayan Attila İlhan'la bağlantı kurarak kendisinden toplumcu gerçekçi edebiyat anlayışının Türkiye'deki gelişimini irdeleyen yazılar kaleme almasını istediler.

      Bu arada Ahmet Oktay'ın, Attila İlhan'ın "Sokaktaki Adam" romanını eleştiren bir yazısı Mavi'de yayımlanmış, şair de bir sonraki sayıda ona cevap vermiştir. Attila İlhan Mavi dergisi ile ilişkisinin biraz olumsuz bir biçimle başlamasına rağmen söz konusu öneriyi kabul eder ve bu bağlamdaki ilk yazısını yazarak onlara gönderir. "Sosyal Realizmin Münasebetleri Yahut Başlangıç" başlıklı yazı hem Mavi hareketinin hem de Attila İlhan'ın bu hareket çerçevesinde Garip'e karşı çıkışının başlangıç noktasını oluşturur. Attila İlhan yazısında salt Garipçileri eleştirmemiş, onlarla birlikte 1940 kuşağı ile Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cahit Sıtkı Tarancı ve Behçet Necatigil'i de hedef almıştır Bütün bu kesim ve şairlere de "Öncüler" adını vermiştir. Attila İlhan diğer öncülerle birlikte Garipçileri de Batı şiirini taklit ettikleri ve yerli bir sanat görüşüne dayanmadıkları, dolayısıyla epistemolojik(bilimsel) temelden yoksun oldukları gerekçesiyle eleştirmesi bakımından Hisarcılara yakın bir tutum sergiler ancak Hisarcılardan “muhafazakâr milliyetçi bir bakış açısı” yönünden ayrılır.