Natüralizm-Parnasizm

Natüralizm
Hayata bilimsel bir nesnellikle eğilen akımdır. Gerçeği anlatmayı aşırıya vardırır. XIX.yy ikinci yarısında Fransa’da gelişti. Kişileri bir bilim adamı gözüyle incelemek; hayatın çirkin, iğrenç sahnelerini anlatmaktan çekinmemek, insanın mizacını, hareketlerini ifadelendirebilmek için irsiyetini, içinde yetiştiği çevreyi olduğu gibi vermeye çalışır.
                Biyoloji fizik gibi bilimlerden geniş ölçüde yararlanılır. Roman türü büyük bir gelişme göstermiştir. Deneye bağlı bir gözlem en belirgin özellikleridir. Ana kuralları “Sanat doğanın bir kopyası olmalıdır.” Natüralizm bilimsel yollarla pozitivist kurallara dayanarak doğayı taklit etmektir.
                Dil halkın anlayacağı,  edebi üsluptan uzaktır. Fransa’da bu akımı başlatanlar “Emile Zola ve Goncourt Kardeşlerdi” Zola Natüralizme “deneysel roman sistemi” gözüyle bakar. Bugünkü romanın natüralizmden kaynaklandığını iddia edenler de vardır.
                Deneysel Roman: Determinist roman anlayışında insanlar özdeksel ve toplumsal çevrenin,  soyaçekimin egemenliği altındadır. Düşkünlük karşısında öfkelenen, erdem karşısında sevinen bir romancı düşünülemez. Çünkü bu duygular, belgelerin tarafsızlıkla incelenmesine engeldir. Bir romandan çıkarılacak ahlak dersi ancak o romanın sonucu olabilir. Bugün roman yüzyılın bir aracı, insan ve doğa hakkında büyük bir sorgu olmuştur. Her roman bir bilim deneyi gibi düşünülmeli. Buna göre hazırlanmalıdır. Deneyli roman bu bilimin evriminin bir sonucudur.
                Genel olarak özellikleri şöyle sıralanabilir.
1- Kompozisyon ve üsluba önem vermezler.
2- Gözlemciliği deneye dayandırmışlardır.
3- Natüralizm sadece kendi zamanının gerçeklerini göstermeye çalışır.
4- Auguste Comte ve Hippolyte Taine’nin fikirlerini temel almışlardır.
5- Psikolojiden önce fizyolojinin üzerinde durdular.

Türk Edebiyatında Natüralizm
        Türk edebiyatına Doğalcılık, deneye dayalı bilimlerin ateşli savunucusu Beşir Fuad’ın etkisiyle girdi. Beşir Fuad roman ya da öykü yazarı değildi, ama bazı yapıtlarında Doğalcılığın temel ilke ve yöntemlerini savunarak dönemin romancı ve öykücülerini etkiledi. Türk edebiyatının ilk Doğalcı romanı, 1891'de Ahmed Midhat Efendi’nin yazdığı Müşahedat‘tır ("Gözlemler"). Bu akımın Türk edebiyatındaki ilk önemli temsilcisi ise Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır. Gürpınar Doğalcılık'a, Mürebbiye (1899) adlı romanında kahramanlardan birinin ağzından bu akımın ne olduğunu anlatacak kadar önem vermiştir. Ben Deli miyim? (1925) adlı romanı müstehcen bulunarak dava açılınca yazar, "gerçek öykücülük, tüm bilimleri, fenleri kapsayan, her kötülüğü, her hastalığı, her gizli fesadı, yarayı aydınlığa çıkaran yüce bir güçtür" diyerek duruşmada kendisini ve Doğalcılık anlayışını savunmuştur. Doğalcılık, kısa ömürlü bir akım olmakla birlikte Gerçekçiliğin zenginleşmesini, yeni konuların bulunmasını, biçime öncelik tanımayan ve yaşama yakın olan bir anlatımın gelişmesini sağladı.

 

                Belli başlı temsilcileri:
Gonkur Kardeşler(Edmond de Goncourt (1822-1896), Jules  de  Goncourt    (1830-1870) adlı iki kardeş ve Fransız romancıdırlar. Goncourt Kardeşler, ilk Doğalcı roman olan Germinie Lacerteux‘u (1864) yazdılar Eseleri: Journal, Manette Sobman, Renee Mauperin…Ayrıca kendi adlarıyla bir de akademi  kurmuşlardır.
Emile ZOLA (1840-1902) Fransız, deneysel romanın kurucusu, Bir Aşk Sayfası, Nana, Germinal, Hayvanlaşan İnsan, Toprak, Hakikat, Meyhane
Alphonse Daudet(1840-1897) Fransız, Sapho, Değirmenimden Mektuplar(eğlendirici masallar derlemes)i, Pazartesi  Hikayeleri. Daudet aynı zamanda empresyonizm içinde de yer almıştır.
Guy De Maupassant(1850-1893)Fransız; romancı, eleştirmen ve oyun yazarı.Ölüm Kadar Acı(Roman), Bir Hayat, Güzel Dostt, Emile Zola(eleştiri)

John Steinbeck(1902-1968) Amerikalı roman, öykü ve senaryo yazarı,1962 yılında Nobel Edebiyat ödülü aldı; Eserleri: Fareler ve İnsanlar, Gazap Üzümleri, Altın Kupa, Sardalya Sokağı, Ay Battı, Cennet Çayırları. Senaryo: Viva Zaapata, Unutulan Villa, Öyküleri:Amerika ve  Amerikalılar

PARNASİZM

XIX. yüzyılda Fransa’da romantizme tepki olarak doğan ve realist metotlarla şiir yazma akımıdır. Realizmle natüralizmin şiire uygulanmasıdır.

            Parnas eski Yunanca ilham perilerinin oturduğu adanın adıdır. 1860 yılında yayınlanan “Çağdaş Parnas” adlı dergide eserleri bulunan şairlere parnasyen denmiştir

Bu akımda:

  1. Sanat sanat içindir.
  2. Plastik güzelliğe bağlılık ön pandadır.
  3. Egzotik temaları benimseyiş belirgindir.
  4.  Nesirden çok şiir sevilmiştir.
  5. Şiirde biçim sağlamlığı çok önemlidir. Biçim parnasyenlerce mezhep gibidir.
  6. Tarihsel olaylara özlem işlenmiştir. Eski tarihi günler şiire konu olur. (Yahya Kemal)
  7. İnsan duygularıyla, ihtirasları içyapıya bağlı bulunduklarından sanatın dışında bırakılmalıdır. Bunun yerine tabiat manzaraları felsefi düşünceler anlatılmıştır.
  8. Mısraların dış yapısı, biçimi, sözcüklerin sıralanışı, seslerin uyumu, ritim ön plandadır.
  9. Edebiyatımıza servet-i fünuncularla girmiştir.
  10. Romantiklerin lirizminden mümkün olduğu kadar kaçarlar.
  11. Sone nazım türü oldukça çok kullanılır.
  12. Parnasyenler dış aleme, sembolistler iç aleme dönüktür.
  13. Parnasyen şair; ressamın, heykeltıraşın yaptığını şiirde yapar.
  14. Parnasizm bir biçim sanatıdır.

Lisle, Gautier, Prudhomme, Heredia bu akımın batıdaki önemli isimleridir. Bizde ise Tevfik Fikret, Cenab Şahabettin ve Yahya Kemal bu akımın en usta temsilcileridir.