Öğretici Metinler

-A A +A

                Öğretici metinler, bilgi ve haber vermek, ikna etmek, kanıları değiştirmek, uyarmak, düşündürmek, yönlendirmek, tanımak gibi amaçlarla yazılan metinlerdir.

                Öğretici metinler, ele aldığı konuya göre çeşitli türlere ayrılır. Bu türlerin hepsinin ko­nuyu ele alış biçimi ve üslûbu farklılık gösterir.

Öğretici Metinlerin Özellikleri

  1. Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
  2. Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
  3. Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
  4. Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
  5. Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
  6. Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
  7. İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
  8. Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
  9. Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
  10. Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
  11. Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
  12. Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.

Öğretici metinleri şu şekilde gruplandırabiliriz:

  1. Tarihî Metinler

                Tarih olaylarının ele alındığı, anlatıldığı metinlerdir. Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar ara­sındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyetleri, kendi iç sorunlarını inceleyen bilim dalına tarih; tarih incelemeleri sonucunda yazılan metinlere de tarihî metin denir. Bu metinlerin temelinde geçmişte yaşanmış olay ve olgular vardır, insanın tarihî bir varlık oluşu, bu metinlerin temel kaynağıdır. Ayrıca, anlatımın açık ve duru olmasına özen gösterilir. Çünkü amaç, yorum ya da izlenim değil, bilgi aktarmaktır. Aktarılan bilgiler sebep sonuç ilişkisiyle bir­birine bağlanır.

                Tarihî metinlerle konusunu tarihten alan sanatsal metinler birbirinden farklıdır. Birin­cisinde tarihten bilgi vermek esasken, İkincisinde tarihsel gerçeklik değil, imgeler önem­lidir. Bu bakımdan tarihi konu alan romanlar, öyküler, tiyatrolar tarih eserleri değil, birer sanat eseridir. Çünkü bu eserler bilgi vermez; estetik bir duygu kazandırır.

  1. Felsefî Metinler

Felsefî konuları ve felsefenin varlık, bilgi, değer gibi konularını ele alan metinlerdir. Felsefe konularını ele alan, felsefî problemler üzerinde duran metinlere felsefî metin de­nir. İnsan yaşamının anlamıyla, varlık, bilgi ve değerle ilgili sorulara cevap bulmaya, bu konularda ortaya çıkan problemleri çözümlemeye çalışır. Felsefî düşünce, araştırmaya ve eleştirel bir tavra dayanan bir düşüncedir. Felsefî düşünce, kendisine veri olarak aldığı her türlü malzemeyi aklın eleştiricisi süzgecinden geçirir.

                Felsefenin varlık, bilgi, değer olmak üzere, üç önemli konusu vardır. Bunlardan değer felsefesi, kendi içinde etik ve estetik ol­mak üzere ikiye ayrılır. Etik, ahlak felsefesi; estetik ise güzellik felsefesi demektir. Düşüncenin gelişmesi, insanın bu alanlarda soru­lar sorması, felsefî metinlerin ortaya çıkış sebebidir. Felsefî metinlerle felsefe tarihini konu alan metinler birbirine karıştırılmamalıdır.

  1. Bilimsel Metinler

                Bilimsel araştırmaları açık ve kesin bir dille, delillere dayanarak anlatan metinlerdir. Bu yazılarda açıklık ve kesinlik önemlidir. Alanında gerekli donanıma sahip kişilerce kısa, öz ve hemen anlaşılabilir tarzda yazılır. Bu yazıların en önemli amacı bilimsel ileti­şimi gerçekleştirmektir. Bilimsel metinler; bilimsel makale, tarama, değerlendirme yazıları, konferans raporları, toplantı özetleri... olarak gruplandırılabilir.

                Bilimsel metinlerde ön hazırlık yapılır, yapılan araştırmalar sonucunda bulgular kaleme alınır. Bu yazıları yazan kişiler o alanda özel bir eğitimden geçmiş kişilerdir.

                Bu metinler; başlık, özet, giriş, asıl metin, sonuç ve tartışma bölümlerinden oluşur. Başlık, birkaç kelimeden oluşur ve içeriği yansıtır. Özet, metnin hemen başında verilir ve metin, küçültülmüş boyutuyla özette yer alır. Özet bölümünde, araştırmanın asıl amaçları, araştırma boyutları, sonuçlar ve sonuçların önemi üzerinde durulur. Giriş bölümünde kolay ve doğru anlaşılacak şekilde temel bilgilere yer verilir. Sonuç kısmında bulgular dile getirilir. Tartışma kısmında ise sonuçlar tartışılır, bulgular güncelleştirilir; başka çalışma ve konularla ilişkilendirme yapılır.

  1. Gazete Çevresinde Gelişen Metinler

                Gazete, Tanzimat Dönemi'nde hayatımıza girmiştir. 1831 yılında Takvim-i Vakayi (ilk resmî gazete), 1840 yılında Ceride-i Hava­dis (ilk yarı resmi gazete), 1860 yılında Tercüman-ı Ahval (ilk özel gazete) gazeteleri çıkarılmıştır. Gazetecilik toplum yaşamımızda daha sonra vazgeçilmez bir durum kazanmıştır. Gazetenin çıkarılmasıyla birlikte edebiyatımızda yeni türler girdi ve bunlar gelişti. Makale, deneme, sohbet, fırkra, eleştiri, röportaj gibi türler gazete çevresinde oluşan metinlerdir.

  1. Makale

                Bir gerçeği açıklamak, bir konuda bilgi vermek, bir düşünceyi iletmek, bir iddiayı delilleriyle desteklemek için yazılan yazılardır.

                Makale her konuda yazılan, bilimsel metot kullanılan, ispatlayıcı yazıdır. Gazete ve dergilerde yayımlanır. Gazeteyle beraber doğmuştur. Bizde ilk makaleyi Şinasi, Tercüman-ı Ahval gazetesinin giriş yazısı olarak Mukaddime adıyla yayımlanmıştır.

Özellikleri

  1. Anlatım nesneldir; düşünce ve bilgi aktarıldığından dil yalın ve yoğundur.
  2. Söz oyunları yapmak amaç değildir; söz sanatlarına gerekmedikçe başvurulmaz.
  3. İleri sürülen düşünce, bilgi, iddia (sav), delil gösterilerek ispatlanır.
  4. Düşünce ya da bilgi aktarılırken tanımlama, karşılaştırma, iktibas (alıntılama), örnekleme, tartışma, istatistik verme gibi metodlara başvurulur.
  5. Her konuda (fizik, matematik, dil, tarım, biyoloji, kaya oluşumları, kültür-sanat) yazılabilir.
  6. Makale bu özellikleriyle bilimsel yazı demektir. Gazetede özei yerleri vardır. Makalelerden oluşan bilimsel kitaplar vardır.

Makale Türündeki Eserler

TANZİMAT DÖNEMİ

Şinasi: Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi (ilk makale)

Ziya Paşa: Şiir ve inşa

Namık Kemal: Mukaddime-i Celal

 

SERVET-İ FÜNÛN DÖNEMİ

Hüseyin Cahit Yalçın: Edebiyat ve Hukuk

Cenap Şahabettin: Nesri Harp, Nesri Sulh, Evrak-ı Eyyam

Süleyman Nazif: Çal Çoban Çal

 

MİLLÎ EDEBİYAT DÖNEMİ

Ömer Seyfettin: Yeni Lisan

Orhan Seyfi Orhon: Dün Bugün Yarın

Falih Rıfkı Atay: Niçin Kurtulmamak, Batış Yılları

Ali Canip Yöntem: Millî Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey’le Münakaşalarım

SON DÖNEM TÜRK EDEBİYATI

Ceyhun Atıf Kansu: Atatürk ve Kurtuluş Savaşı
Ahmet Hamdi Tanpınar: Edebiyat Üzerinde Makaleler

2-Deneme

                Genellikle sanat-edebiyat-kültür konularında kesin sonuçlara varmayı amaçlayan, her konuda özgürce yazılan, kalıcı düşünce yazılarıdır.

                Aslında denemenin tarifini yapmak zordur, belki de mümkün değildir. Birçok açıdan diğer türlere ortaklığı vardır. “Eğer bir düşünce yazısından sanat tadı almışsanız o yazı denemedir.” tanımı belki en uygun tanımdır. Yazarın “ben” inden taşan yazıdır.

Özellikleri

  1. Her konuda, genelde sanat-edebiyat-kültür konularında yazılır.
  2. Bilgi vermekten çok düşünce vermeyi, bir konuda İnce düşünceye varmayı amaçlayan yazıdır.
  3. Özgün biçimlerle yazılan, öznel yazıdır: Üslubuyla da sanat zevki verir.
  4. Günübirlik olmayan kalıcı yazılardır.
  5. Düşünceyi iddiayı ispatlama (kanıtlama) kaygısı gütmez.
  6. Denemeci, sanki kendisiyle konuşuyormuş gibi, kendi kendine bir düşünceye ulaşmaya çalışıyormuş gibi yazar. Bazen sohbet (söyleşi) havası vardır.

Ünlü yazarı Montaigne’dir. Bizde denemeleriyle Nurullah Ataç tanınmıştır.

Deneme Türündeki Eserler

Batı Etkisindeki Türk Edebiyatı Dönemi’nde Deneme Türündeki Eserler:

Ahmet Haşim: Bize Göre, Gurabane-i Laklakan
Ahmet Rasim’in pek çok yazısı.

Mahmut Sadık: Takvimden Yapraklar

Refik Halit Karay: Bir Avuç Saçma, Bir İçim Su, İlk Adım, Üç Nesil Üç Hayat, Makyajlı Kadın, Tanrıya Şikâyet
Falih Rıfkı Atay: Eski Saat, Niçin Kurtulmak, Çile, İnanç, Pazar Konuşmaları, Kurtuluş, Bayrak

Son Dönem Türk Edebiyatında Deneme Türündeki Eserler

Ahmet Hamdi Tanpınar: Beş Şehir, Yaşadığım Gibi

Halikarnas Balıkçısı: Anadolu Efsaneleri, Hey Koca Yurt, Çiçeklerin Düğünü, Düşün Yazıları
Nurullah Ataç: Günlerin Getirdiği,Karalama Defteri, Sözden Söze, Okuma Mektuplar
Suut Kemal Yetkin: Günlerin Götürdüğü, Edebiyat Konuşmaları, Düş’ün Payı, Yokuşa Doğru, Edebiyat Üzerine 
Sabahat Kudret Aksal: Geçmişle Gelecek
Attila İlhan: Gerçekçilik Savaşı, Aydınlar Savaşı, Kadınlar Savaşı, Hangi Atatürk
Necati Cumalı: Niçin Aşk
Tağrık Buğra: Düşman Kazanmak Sanatı
Mehmet Kaplan: Nesillerin Ruhu, Kültür ve Dil, Büyük Türkiye Rüyası
Salah Birsel: Kendimle Konuşmalar, Kahveler Kitabı, Gece Mavisi, Kurutulmuş Felsefe Bahçesi
Sabahattin Eyüboğlu: Sanat Üzerinde Denemeler, Mavi ve Kara

              3-Fıkra

Gazete ve dergilerin belirli sütunlarda köşe yazısı şeklinde yayımlanan, güncel konuları, derinine inmeden yorumlayan, günü­birlik, geçici yazılardır.Güncel konular işlenir.

  1. Her konuda, genellikle siyasî konularda yazılır.
  2. Gazete ve dergilerde yayımlanır.
  3. Düşünce ya da bilgi veren veya yorum yapılan yazılardır, özneldir.
  4. ispatlama amacı güdülmez, yazar kendini, iddialarını ispatlama zorunda hissetmez.
  5. Her seviyeden okurun anlayabileceği yalın ve basit bir dille yazılır. Ayrıntıya pek inilmez.
  6. Fıkra yazarı her türlü anlatım tekniğinden yararlanabilir: öyküleme, tartışma, örnekleme, sohbet, açıklama, fıkra anlatma, anılarına başvurma, alıntılama... Anlatım biçimi özgürdür.
  7. Kimi köşe yazıları makale, deneme, röportaj türlerine girebilir.

Ünlü eski fıkra yazarları Ahmet Rasim, F. Rıfkı Atay, Burhan Felek’tir.

Fıkra Türündeki Eserler

Ahmet Haşim: Ciddi Mizah, Muharrir Bu Ya, Şair Mektupları, Eşkâl-i Zaman, Gülüp Ağladıklarım

Orhan Seyfi Orhon: Kulaktan Kulağa

Yusuf Ziya Ortaç: Beşik, Sarı Çlzmeli Mehmet Ağa, Ocak

Falih Rıfkı Atay: Eski Saat, Akşam, Kurtuluş, Bayrak, Pazar Konuşmaları

Tarık Buğra: Gençlik Türküsü

Şevket Rado: Sözün Gelişi

Oktay Akbal: Dostluk Derken

             4- Sohbet (Söyleşi)

                Makalelerin bir konuşma havası içinde daha senli benli olarak yazılan tarzına sohbet (söyleşi) denir. Gazete ve dergi yazılarındandır. Bu tür yazılarda, samimiyet esastır. Yazar, düşüncelerini kabul ettirmek için okuyucularını zorlamaz. O, daha çok kendi kişisel düşüncelerini ileri sürer. Söyleşilerde, küçük fıkralar ve anılar da malzeme olarak kullanılır.

Özellikleri

  1. Kompozisyon türü olarak söyleşi; makale planıyla fakat bir karşılıklı konuşma havası içinde yazılan yazılardır.
  2. Söyleşiler, genellikle günlük sanat olaylarını konu olarak ele alır.
  3. Gazete ve dergi yazılarındandır.
  4. Yazarın, okuyucu ile bir sohbet havası içinde senli benli konuştuğu yazıdır.
  5. Yazar, düşüncelerinin doğrultusunda ısrar edici olamaz.
  6. Söyleşide, daha çok yazarın kişisel düşünceleri ağırlık kazanır.
  7. Söyleşilerin en önemli özelliği, yazarın samimi, içten bir ifade tarzını ortaya koymasıdır.
  8. Sohbette anılar, fıkralar ve çeşitli güncel olaylar verilecek yazarın duygu ve düşünceleri desteklenebilir.

Türk Edebiyatının Önemli Temsilcileri

Ahmet Rasim: Ramazan Sohbetleri

Suut Kemal Yetkin: Edebiyat Söyleşileri

Şevket Rado: Eşref Saati

Melih Cevdet Anday: Dilimiz Üzerine Söyleşiler

Nurullah Ataç: Karalama Defteri

Cenap Şahabettin, Refik Halit Karay, Haşan Âli Yücel, Attila ilhan gibi yazarlarımız da bu türde eserler vermişlerdir.

                 5-Eleştiri

                Bir sanat-edebiyat eserini ya da bir düşünceyi olumlu ya da olumsuz yanlarıyla değerlendiren yazılardır. Bunlar, eserin daha iyi anlaşılmasını sağlar, eserin yazarına yol gösterir.

Özellikleri

  1. Tarafsız olmalı
  2. Öncelikle eleştirisi yapılan eserden yola çıkmalı (yazarın kişiliğinden çok eserini eleştirmeli)
  3. Amacı sadece olumsuz yanları göstermek olmamalı, olumlu yanlarıyla da değerlendirme yapmalıdır.
  4. Eleştiriler nesnel ya da öznel olabilir.

Nesnel (bilimsel) eleştiri: Sanatın ilkelerine göre yapılan eleştiridir. Eleştirmen, değerlendirmesine kendi sanat ve dünya görüşünü, duygularını karıştırmaz.

Öznel (izlenimci) eleştiri: Eserin kendinde bıraktığı izlenimlere göre yapılan eleştiridir. Eleştirmen, eseri kendi sanat ve dünya görüşüne göre değerlendirir.

Edebiyatımızda ilk ünlü eleştiriler, Namık Kemal ile Ziya Paşa ve Recaizade Mahmut Ekrem İle Muallim Naci arasında olmuş­tur.

Eleştiri Türünde Eserler:

Tanzimat Dönemi

Namık Kemal: Tahrib-I Harabat, Takip, Renan Müdafanamesi
Recaizade Mahmut Ekrem: Takdir-i Elhan
Muallim Naci: Demdeme
Ziya Paşa: Zafername
Ahmet Şuayip: Hayat ve Kitaplar,

Servetifünun Dönemi

Hüseyin Cahit Yalçın: Kavgalarım, Fikir Hareketleri
Süleyman Nazif: Gizli Figanlar
Tevfik Fikret: Münakaşalarımda Ne Eksik
Cenap Şahabettin: Müntekidi Hakiki, Biraz Psikoloji
Mehmet Rauf: Şu Tenkit Meselesine Dair

Son Dönem Türk Edebiyatı

Orhan Şaik Gökyay: Destursuz Bağa Girenler

Neyzen Tevfik: Hiç, Azabı Mukaddes

  1. Röportaj

                Yazarın okuyucularını bir konuyu inandırmak için kişi, eşya, eser ya da bir yerle ilgili olarak yaptığı incelemelerini, fotoğraflarla süsleyip kendi görüşlerini de katarak yazdığı gazete ve dergi yazılarına röportaj denir. Röportaj hem gezi yazılarının hem makale­nin özelliklerini taşır. Makale gibi dayandığı sağlam bir düşüncesi, bir tezi vardır. Yazar, sorunu yerinde inceleyerek gezip görerek, halkla, varsa mağdurla ve yetkili kişilerle konuşarak, fotoğraf, belge, istatistiki bilgiler... gibi bilgilerle destekleyerek okuyucunun bilgisine sunar. En çok kamuoyu toplayan gazete yazısıdır. Çok yönlü anlatım olanakları vardır. Bu yönüyle diğer düşünce yazıla­rından zengindir. Bazen bir röportaj yazısı gazetenin iç sayfalarından birinde dizi hâlinde günlerce yayımlanır. Röportaj, gerçekleri öznel yaşantılarla harmanlar. Türk basınında röportaj türü, başlangıçta mülakat niteliğinde gelişmiş, özellikle 1960’tan sonra, Türk toplumunun çeşitli soruları kamuoyuna duyurulurken, edebiyatçılarımızın röportaj türünden oldukça başarılı bir biçimde yararlan­maları, aynı zamanda da röportaj tekniğinin gelişmesini, röportajın gazetelerin vazgeçilmez bir birimi hâline gelmesini sağlamıştır.

Özellikleri

  1. Röportaj yazan kişi, röportajında elde ettiği bilgilerin yanı sıra, kendi görüş ve düşüncelerine de yer verir.
  2. Genellikle bu yazılar çeşitli ses kayıtları, belge ve fotoğraflarla tamamlanır. Röportaj yazarı, gördüklerinin fotoğraflarını da çekerek yazısına ekler.
  3. Röportajda önemli olan, birçok kişinin gördüğü ve bildiği şeyleri ustaca dile getirmektir.
  4. Röportajcı, yalnızca gördükleriyle, izlenimleriyle yetinmez. Konularıyla ilgili derinlemesine araştırma ve inceleme yapar, ilgililerin bilgisine başvurur.
  5. Röportajcının amacı, konuyu çarpıtmadan belgesel olarak okuyucuya sunmak, okuyucuyu konunun içinde yaşatmak, kamuoyunu aydınlatmaktır.
  6. Röportajlar, okuyucunun dikkatini çekecek ve onları bazı konularda düşündürecek biçimde düzenlenir.
  7. Röportaj, tek bir yazı olabileceği gibi, aynı konuda dizi yazı da olabilir.
  8. Röportajlarda öğretici, açıklayıcı, kanıtlayıcı, betimleyici gibi anlatım türlerinden yararlanılır.

Röportaj Türündeki Eserler

Melih Cevdet Anday: Kaya Çukuru

Yahya Kemal: Peri Bacaları, Bir Bulut Kaynıyor, Çocuklar insandır.

  1. Haber Yazıları

Toplumda veya tabiatta meydana gelen çeşitli olay, durum ve görünümle ilgili bilgi ve duyurulara haber denir. Bu haberlerin halka duyurulması amacıyla hazırlanan yazılara haber yazıları denir.

Tanzimat Dönemi’ndeki önemli temsilcileri: Namık Kemal, Ziya Paşa, Recaizade Mahmut Ekrem, Şinasi

Haber kaynakları üçe ayrılır.

  1. Resmî Haberler: En etkili kişilerden öğrenilir.
  2. Özel Haberler: Halk arasındaki olayların halk tarafından muhabirlere bildirilmesiyle elde edilir.
  3. Ajans Haberleri: Dünya olaylarını toplayıp her yana bildiren kurumların verdikleri haberlerdir.

Özellikleri

  1. Haber yazılarının günlük ve önemli olması gerekir.
  2. Haberler doğru olmalıdır.
  3. Kolay anlaşılır, akıcı, açık ve duru olmalıdır.
  4. Haber yazıları toplumun büyük bir kısmını ilgilendirmelidir.
  5. Yazan kişi anlattıkları karşısında tarafsız kalmalı, yorumdan kaçınmalıdır.
  6. Yanlış anlaşılmalara yer verecek cümlelerden kaçınmalıdır.
  7. Anlatılanlar ilgi çekici olmalıdır.

5N 1K (ne, niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim) ifadesi haber yazıları oluşturmada önemlidir. Haber yazıları, 5N, 1 K'da yer alan sorulara verilen cevaplarla genişler.

  1. Kişisel Hayatı Konu Alan Metinler

Hatıra (anı), gezi yazısı, biyografi, mektup, günlük gibi kişisel hayatla ilgili olan metinlerdir.

  1. Hatıra (Anı)

                Bir kimsenin yaşadıklarını, başından geçen olayları, yaşam gözlemlerini, tanığı olduğu gerçekleri anlattığı yazı türüdür. Anıda gözlemlere, İzlenimlere, yorumlara yer verilebilir, içtenlik, doğruluk aranan baş niteliklerdir. Bu yazı, birinci kişi anlatımıyla yazılır.

                Nesnel bir tutumla doğru ve ayrıntılı olarak yazılan anılar tarihsel, toplumsal olayları aydınlatması bakımından edebî bir tür olmanın yanı sıra belge niteliği taşır. Bizde, VII. yüzyıla alt Göktürk Yazıtları bu türün ilk örneği sayılmaktadır. XVI. yüzyılda Hindistan’da bir imparatorluk kurmuş oan Babür Şah’ın yazdığı Babürname, XVIII. yüzyılda Ebul Gazi Bahadır Han’ın yazdığı Şecere-i Türkî bu türün ilk örneklerindendir. Eski edebiyatta anı özelliği taşıyan Vakainameler, Gazavatnameler, Sefaretnameler bu türün örnekleri sayılmaktadır. Edebî tür anlamında ise bizde anı Tanzimat Dönemi’nde başlamıştır.

Özellikleri

  1. Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
  2. İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır.
  3. Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkıda bulunduğu için tarihçilere ışık tutar.
  4. Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve araştırmalarını anlatır.
  5. Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
  6. Geçmiş, birinci kişinin ağızdan kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.

 

Anı Türündeki Eserler

Tanzimat Dönemi

Akif Paşa: Tabsıra
Namık Kemal: Magosa Mektupları
Ziya Paşa: Defteri Âmal
Ahmet Mithat Efendi: Menfa
Muallim Naci: Ömer’in Çocukluğu

Servet-i Fünûn Edebiyatı Dönemi

Ahmet Rasim: Eşkâli Zaman, Falaka, Muharrir, Şair
Halit Ziya: Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikâye
Hüseyin Cahit Yalçın: Edebî Hatıralar, Siyasî Anılar
Mehmed Rauf: Edebi Hatıralar
Ahmet İhsan (Tokgöz): Matbuat Hatıralarım
 

Son Dönem Edebiyatında:

Yakup Kadri: Zoraki Diplomat, Vatan Yolunda Gençlik ve Edebiyat Hatıralarım

Ruşen Eşref Ünaydın: Atatürk’ü Özleyiş

Falih Rıfkı Atay: Çankaya

Halide Edip Adıvar: Türk’ün Ateşle İmtihanı

Yahya Kemal: Çocukluğum, Gençliğim, Siyasî ve Edebî Hatıralarım

Yusuf Ziya Ortaç: Portreler, Bizim Yokuş

Ahmet Hamdi Tanpınar: Kerkük Anıları

Samet Ağaoğlu: Babamın Arkadaşları

Salah Birsel: Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu

Halikarnas Balıkçısı: Mavi Sürgün

Oktay Rıfat: Şair Dostlarım

  1. Gezi Yazısı (Seyahatname)

                Bir yazarın, gazetecinin, sanatçının gezdiği yerleri, gördüklerini, yaşadıklarını konu alan yazı türüdür. Bu yazıda, yazarın ak­tarmak istediği gözlemler, yaşanan gerçekler, duygular, toplum kültür, tarih, coğrafya, ekonomi gibi değişik konular işlenebilir.

                Gezi yazılarında anlatılanların ilginç ve değişik olmasına özen gösterilir. Bu bakımdan dikkat çekici gözlemlere ağırlık verilir. Ayrıca, iyi bir gezi yazısında ince bir gözlem yeteneğiyle yakalanan ayrıntılar yazarın başarısını göstergesidir. En eski ve uzun bir geçmişi olan yazı türünün önemli ve tanınmış İki ismi Venedikli gezgin Marko Polo ile Arap gezgin İbni Batuta’dır. Bizim edebiya­tımızda ilk gezi kitabı ünlü denizcilerimizden Şeydi Ali Reis’in Miratü’l - Memalik (Ülkelerin Aynası) adlı eseridir. Edebiyatımızın gezi türünde en önemli eser, ünlü gezginimiz Evliya Çelebi’nin, Seyahatname (Tarih-i Seyyah) adını taşıyan on ciltlik eseridir. Bu eser dünyada, bu türde yazılmış bütün eserlerle boy ölçüşebilecek mükemmelliğe sahiptir.

Özellikleri

  1. Gezi yazıları, insanoğlunun yaşadığı yerlerin dışındaki yerleri görme merakından doğmuştur.
  2. Gezi yazılarında anlatılanlar hayal ürünü değil, gerçektir. Gezilip görülen yerler gerçekte olduğu gibi anlatılır.
  3. Yabancı terimler ve kavramlar açıklanarak akıcı, anlaşılır bir dil kullanılmalıdır.
  4. Okuyucunun kolay bilgi edinmesi için karşılaştırmalar yapılır.
  5. Gezi yazısı kaleme alacak olan kişinin halkın yaşayışını, gelenek ve göreneklerini, doğal güzelliklerini anlatabilmesi için çok iyi gözlem yapması gerekir.
  6. Yazarın seçiciliği önemlidir.
  7. Görülen yerin kültür, tabiat zenginlikleri, tarihi özellikleri ve yaşama biçimi hakkında okuyucuya bilgi verir.
  8. Gezi yazılarında tanımlama, betimleme ve açıklamalardan yararlanılır.

Gezi Yazısı Türündeki Eserler

Tanzimat Dönemi’nde

Ahmet Mithat Efendi: Avrupa’da Bir Cevelan
Direktör Âli Bey: Seyahat Jurnali

Servet-i Fünûn Edebiyatı Dönemi

Cenap Şahabettin: Hac Yolunda, Avrupa Mektupları, Suriye Mektupları, Afaki Irak
Ahmet İhsan TOKGÖZ: Avrupa'da Ne Gördüm

Son Dönem Edebiyatında
Falih Rıfkı Atay: Denizaşırı, Taymls Kıyıları, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri, Gezerek Gördüklerim
Faik Sabri Duran: Şileple Yolculuk, Akdeniz'de Bir Yaz Gezintisi
Şukufe Nihal: Finlandiya
Sadri Ertem: Bir Vagon Penceresinden, Ankara, Bükreş
Reşat Nuri Güntekin: Tuna'dan Batıya, Anadolu Notları
Hikmet Birand: Anadolu Manzaraları
Burhan Arpad: Gezi Günlüğü, Avusturya Günlüğü
Azra Erhat: Mavi Yolculuk, Mavi Anadolu
Haldun Taner: Düşsem Yollara Yollara
Melih Cevdet Anday: Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan
Bedii Faik Akın: Sam Amcanın Evinde, Bir Garip Ada
Bedri Rahmi Eyüpoğlu: Canım Anadolu
Yılmaz Çetiner: Şu Bizim Rumeli
Nevzat Üstün: Almanya Beyleri İle Portekiz’in Bahçeleri

  1. Biyografi (Yaşam Öyküsü)

                Biyografi, bir kimsenin, özellikle ünlü kişilerin hayatını anlatan yazılardır. Eskiden edebiyatımızda Tercüme-i Hâl adıyla kale­me alınan biyografilerin ilk örnekleri divan edebiyatında tezkirelerle verilmiştir. Bu tür yazılar, hayatları gelecek kuşaklara örnek olacak kişilerin başarılarını, buluşlarını, örnek davranışlarını, eserlerini, hayat mücadelelerini anlatır. Bunlar belgesel bir nitelik taşıdıklarından ilgiyle okunurlar.

Biyografi yazıları tarafsız olmalıdır. Hakkında bilgi topladıkları kişi için iyi bir gözlem ve araştırma yapılmalıdır.

Özellikleri

  1. Anlatılanlar gerçek olmalı, sağlam belgelere dayandırılmak, iyi bir gözlem ve araştırmanın ürünü olmalıdır.
  2. Tarafsız davranılmalıdır. Kişisel yoruma girilmemelidir.
  3. Biyografisi yazılan kişinin yaşadığı çevre, yaşam koşulları, eserleri tanıtılmalıdır. Çevresinde bıraktığı etki ve izlenimler açıklanmalıdır.
  4. Biyografisi yazılan kişi hakkında anlatılanlar kronolojik bir sıra izlenmelidir.
  5. Gelecek kuşaklara hangi yönden örnek olduğu belirtilmelidir.

Biyografi Türünde Yazılmış Eserler

Malik Bahşi’nin Feridüddini Attar’dan Çevirisi: Tezkiretü’l - Evliya (ilk biyografik çeviri eser)
Ali Şir Nevai: Mecalisü’n - Nefais (ilk tezkire)
Abdülhak Şinasi Hisar: Ahmet Haşim ve Şiiri
Sehi Bey: Heşt Behişt (Anadolu’daki ilk tezkire)
Behçet Necatigil: Edebiyatımızda isimler Sözlüğü
Ahmet Hamdi Tanpınar: 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi
Mithat Cemal Kuntay: Namık Kemal, Mehmet Âkif Ersoy
Latifi: Tezkiretü’ş Şuara (güvenilir ilk tezkire)
Oğuz Atay: Bir Bilim Adamının Romanı (biyografik roman)
Ömer Seyfettin: Tahir Alangu (biyografik roman)
Ayşe Kulin: Bir Tatlı Huzur, Füreya (biyografik roman), Adı Aylin (biyografik roman)

  1. Otobiyografi

                Otobiyografi, bir kişinin kendi yaşam olaylarını anlattığı eserlerdir. Otobiyografi yazılırken, herkesin anlayabileceği sade ve açık bir dil kullanılmalı; önce kendi aile çevresinden başlanarak, aile büyüklerinin bilgilerinden yararlanılmalıdır. Edebiyat, sanat, siyaset, spor vb. alanlarda ünlü bir kişi; diğer insanlarca bilinmeyen yönlerini, başarısını nelere borçlu olduğunu ve nasıl kazandı­ğını anlatmak amacıyla otobiyografisini yazar.

Otobiyografi her ne kadar öznel bir anlayışla kaleme alınsa da gerçekler göz ardı edilmemelidir.

Özellikleri

  1. Otobiyografi düşünsel planla yazılır.
  2. Otobiyografi, belgelere dayanılarak yazılır. Rivayetlere ve tartışmalara yol açacak bilgilere yer verilmez.
  3. Derlenen bilgiler bilimsel araştırma yöntemleriyle bir araya getirilmelidir.
  4. Otobiyografi yazarı objektif olmak zorundadır.

 

  1. Mektup

                Bir kişiye, kuruma, topluluğa bir şey bildirmek ya da uzakta bulunan dostlara, eşlerine, sevdiklerine, tanıdıklara bir şeyler anlatmak, bunları onlarla paylaşmak amacıyla yazılan yazı türüdür. Doğallık, yalınlık, gerçeklere bağlılık, içtenlik mektubun temel nitelikleridir.

Mektup yazımında önemli noktalar şunlardır:

  1. Mektup kâğıdı temiz ve çizgisiz olmalıdır.
  2. Mektupların mürekkepli kalemle ya da bilgisayarla yazılmasına özen gösterilmelidir.
  3. Mektup kâğıdının sağ üst kısmına yazıldığı yer ve tarih konulmalıdır.
  4. Mektup, yazıldığı kişiye uygun bir seslenişle başlamalı ve seslenişten sonra virgül işareti konulmalıdır.
  5. Mektupta karalamalar yapılmamalı ve yazım kurallarına uyulmalıdır.
  6. Selam ve saygı sözleri sonuç bölümünde yer almalı, selam, saygı ve teşekkürde aşırılığa kapılmamalıdır.
  7. Mektup bitince sağ alt köşesi imzalanmalıdır.
  8. Anlatılacak konu kesin ve açık bir dille ifade edilmeli; cümleler kısa olmalıdır.
  9. Sözcüklerin kısaltmaları kullanılmamalı; yanlış anlama gelecek sözlere yer verilmemelidir.

Mektuplar dörde ayrılır;

  1. Özel mektuplar
  2. Edebî mektuplar
  3. İş mektupları
  4. Resmî mektuplar
    1. Özel Mektuplar

                Birbirlerini tanıyan kişilerin duygu ve düşüncelerini paylaşmak için birbirlerine gönderdikleri mektuplardır. Mektuplaşan kişiler arasındaki samimiyet, özel mektupların değerini artırır. Özel mektuplar her konuda yazılabilir, o nedenle konuları çok çeşitlidir. Ancak konularda güncellik ağır basar. Anlatımında içtenlik ve rahatlık vardır. Hitaplarda da içten ifadelere yer verilir. Bahsedilen konuya göre, mektup yazan kişinin üslubu değişir. Sanatçıların, devlet adamlarının, düşünürlerin özel mektupları yayımlandığında bizler için önemli belgeler olabilir.

  1. Edebî Mektuplar

                Edebiyatçıların birbirlerine ya da dostlarına yazdıkları sanatsal değer taşıyan mektuplardır. Edebî mektuplar, dil ve anlatım açısından sanat değeri taşır. Örnek bir dil ve anlatım kullanılır. Edebî mektuplar belge niteliği taşıdıklarından önemlidirler. Bu tarz mektuplardan yazıldıkları döneme ait sanat, edebiyat ve fikir olayları hakkında bilgi edinmek de mümkündür. Tanınmış yazarlar birbirlerine yazdıkları mektuplarla fikir ve sanat olaylarını ve eserleri tartışırlar.

  1. İş Mektupları
    Endüstri, iş ve ticaret alanlarında veya kişilerle devlet daireleri arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda içtenlik aranmaz, istenilen, açıkça ve anlaşılır bir dille belirtilir. Açıklayıcı anlatım türü tercih edilir.
  2. Resmî Mektuplar

                Devlet dairelerinin kendi aralarında veya kişilerle devlet daireleri arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda, konunun uzunluğuna göre tam veya yarım sayfa boyutunda çizgisiz, beyaz kâğıtlar kullanılır. Konu dışında ayrıntılarla ve özel isteklere yer verilmez. Konu en açık ve yalın biçimde ele alınır. Resmî mektuplar; başlık, metin ve son kısım şeklinde üç bölüme ayrılır. Başlıkta gönderen makam, dosya numarası, tarih, konu, adres ve bilgiler bulunur. Metin kısmında, doğrudan doğruya işle ilgili konudan söz edilir. Son kısımda İse üst makam yetkilisi alt makamdakine yazıyorsa yazıyı “rica ederim”, alt makamdaki üst makamdakine yazıyorsa” bilgilerinize saygıyla sunarım” veya “arz ederim" şeklinde ifadeler yazar. Hiçbir saygı kelimesi kullanılmaz, Sağ tarafa imza atılır, imzanın altına yazıyı imzalayanın adı ve soyadı yazılır. Bunun altına makam adı, küçük harflerle yazılır, gerekirse kısalt­ma kullanılabilir.

  1. Günlük

                Bir kimsenin yaşamı; yapıp ettikleri, günlük işleri, düşünce ve duyguları üzerine günü gününe tarih olarak tuttuğu notlarıdır. Kimi günlüklerde anlatılan yazarın kendisidir. Özel niteliktedir bu günlükler. Kimi günlüklerde ise çevreden olan bitenler, sorunlar konu edilir. Bir öncekine göre dışa dönük bir özelliği vardır bu tür günlüklerin. Kimi günlüklerde de yazar genellikle bir yapıtın, bir olayın, bir dönüşümün günü gününe gösterdiği gelişmeleri not eder; bu konuda her günkü izlenimlerini kâğıda geçirir. Bu da bir günlüktür.

                Türk edebiyat tarihi düşünüldüğünde, divan edebiyatı döneminde tutulan Ruzname isimli savaş notları tam bir günlük niteliği taşımasa da tarihimizdeki ilk günlük örneği oluşturmaktadır. Asıl olarak günlüklerin, Batı edebiyatındaki biçim ve içeriğiyle Türk edebiyatında yer alması Tanzimat Dönemi’ne denk gelmiştir. Direktör Ali Bey’in Seyahat Jurnali (1897) adlı kitabı Batı’daki anla­mıyla Türk edebiyatında görülen ilk günlüktür.

Özellikleri:

  1. Yaşanan olayların, izlenimlerin günü gününe yazılması ile oluşur.
  2. Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır.
  3. İnandırıcı, içten ve samimidir.
  4. Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
  5. Yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtır.
  6. Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarptırılmadan yazılır.
  7. Tarih, biyografi anı için birer belge değeri taşır.

Günlük Çeşitleri

  1. İçe Dönük Günlükler: (Özel Ruh Bilimsel Günlük): Yazarının bir bakıma kendi kendi ile konuşmasıdır. İçinde bulunduğu doğal ve toplumsal çevreden, yazgısından yakınır.
  2. Dışa Dönük Günlükler: Bu tip günlüklerde yazarlar, alaycı bir tavırla dönemin olaylarını, siyaset, sanat ve edebiyat adam­larını ya da gündelik sıkıntılarını öykü tekniği kullanarak anlatmaktadır. Bu günlükler birer belge değeri taşır.

Günlük Türündeki Eserler

Nurullah Ataç: Günce, Uçuş Günlüğü, Gazi Günlüğü, Avusturya Günlüğü

Salah Birsel: Günlük, Kuşları Örtünmek, Nezleli Karga, Bay Sessizlik, Aynalar Günlüğü

Oktay Akbal: Yeryüzü Korkusu, Geçmişin Kuşları, Anılarda Görmek

Refik Ahmet Altınay: Kafkas Yollarında

Falih Rıfkı Atay: Yolculuk Defteri

Tomris Uyar: Göndükümü, Sesler, Yüzler, Sokaklar, Günlerin Tortusu