Realizm

   Realizm Tabiatı  olduğu gibi, görünüşte sanıldığı gibi  çirkinlikleri ve bayağılıkları ile birlikte anlatmaya çalışan bir sanat akımıdır. Başlangıç yılları XIX. yy ilk yarısına rastlayan realizm, romantizmin duygulu, şahsi, hayal yüklü yönüne zıt bir yolda gelişmiş sanatta insan ve insan topluluklarının hayatını , oluşlarını bütün gerçek çizgileriyle ve nedenleriyle görmek ve göstermek çabasını gütmüştür.
         Realizm Auguste Comte (1798-1857)’un kurduğu Hipolyte Taine(1828-1893)’nin uyguladığı pozitivizmin etkisiyle gelişmiştir.
          Realizm hayal aleminden gerçek aleme dönüştür. Madam Bovary (Gustave Flaubert) realizmin  ilk büyük romanıdır. Julies ve Edmond de Goncourt realizmi şöyle anlatmaktadırlar: “Tarih, yazılı belgelerle meydana getirildiği gibi, bugünkü roman da anlatılmış veya tabiattan çıkarılmış belgelerden doğmalıdır. Tarihçiler mazinin, romancılar halin hikâyecileridir.”

Realizmin Genel özellikleri şunlardır:

  1.   Olaylar dikkatle görülür, oluşlarındaki sosyal sebepler dikkatle araştırılır.
  2. Yazarlar, hayat tecrübelerinden geniş ölçüde faydalanırlar.
  3. Olaylar olduğu gibi gösterilir.
  4. Okuyucu serbest bırakılır, etkilenmez.
  5. Yazar kendini hissettirmez. Realizm romancı ile roman kişileri arasındaki bağı kesmiştir.
  6. Hayale kapılmamak, gerçekten ayrılmamak realizmin temelidir.
  7. Sanatta gaye, doğayı olduğu gibi kopya etmektir.
  8. Tasvir, gözlem, kompozisyona büyük önem verilir.
  9. Gerçekçilere göre, çevrenin insan üzerindeki etkisi büyüktür.
  10. Doğanın gerçeğine akıl ve hayal yoluyla değil, bilimsel yoldan varmak ister.
  11. Gerçekçilere göre hayat büyük bir laboratuardır. Sanat pozitif bilimlerin sonuçlarından hareket etmelidir.

        Realizmin gerçek yaratıcıları Daniel Deffoe, Honore de Balzac ve Tolstoy’dur. Belli başlı sanatçıları şunlardır:

Daniel Defoe (1659-1731) İngiliz romancı. Robinson Cruose
Stendhal(Henri Boyle-1783-1842) Fransız Romancı. Eseri Kırmızı ve Siyah, Parma Manastırı

Honere de Balzac(1799-1850):Fransız romancı, Goriot Baba, Vadideki Zambak dışında 80’nin üzerinde eseri vardır.

Gustave Flubert(1821-1880): Fransız romancı-Madam Bovary adlı eseri realizmin başlangıcı sayılır. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı. Realizmin kurucusu sayılmasının bir nedeni de bu mektuplardır.

Fiyodor Mihailoviç Dostoyevski(1822-1881): 19. yüzyıl Rus yazarlarının arasında Tolstoy ile birlikte en önde gelen iki isminden biridir. İnsanın en gizli kalmış yönlerini erişilmez bir saydamlıkla ortaya çıkaran evrensel dahi. Kimi okur ve eleştirmenlere göre tüm zamanların en büyük romancısıdır Roman kahramanları genellikle kötü yaşam koşullarında yaşayan insanlardır. Bu roman kişileri birbirinden farklı uç düşüncelerle zamanın Rusya'sını politik, sosyal ve ruhsal analizler yoluyla incelerler. Gözlemlerinin keskinliği, ayrıntılara verdiği önem, karmakarışık yaşamından çıkardığı sağlam karakterleri ve roman kurgulamadaki ustalığıyla Avrupa'da ve ülkesinde kendisinden sonra gelen hemen tüm yazarlar üzerinde etkili oldu. Bunlar arasında Alman Edebiyatının önde gelen yazarlarından Hermann Hesse, Franz Kafka, Alman filozof Friedrich Nietzsche, Fransız yazar Marcel Proust ve Amerikalı yazar Ernest Hemingway yer alır. 20. yy yazarları arasında Dostoyevski kadar etkileri çok genis alanlara yayılmıs baska bir yazar yoktur ( çok az Dostoyevski karşıtı vardır : Vladimir Nabokov, Henry James, Joseph Conrad ve D.H Lawrence bunlar arasındadır). Batılı ülkelerin edebiyat ve düşün yaşamında önemli bir rol oynamıştır. Birçok aydın kendisini Varoluşçuluk akımının temel kaynaklarından biri sayar.

Eserleri:

Romanları:   İnsancıklar (1846), Öteki (1846, 1978) ,Ev Sahibesi (1951, 1970) ,Beyaz Geceler (1934, 1983)

Bir Yufka Yürekli (1957, 1985) ,Netoçka Neznanova (1937, 1964) ,Stepançikovo Köyü (1948, 1973)

Ölüler Evinden Anılar (1946, 1969) ,Ezilenler (1957, 1982) ,Yeraltından Notlar (1973, 1985) ,Suç ve Ceza (1945, [[1984]..Tam çıkış Tarihi 1966) ,Kumarbaz (1941, 1986) ,Budala (1941, 1985) ,Ebedi Koca (1955, 1984) ,Ecinniler (1960, 1984) ,Delikanlı (1946, 1985) ,Karamazov Kardeşler (1880) ,Başkasının Karısı ,Tatsız Bir Olay

 

 Öykü 

Amcamın Rüyası (1868, 1973)

 

 Günlük 

Bir Yazarın Günlüğü (günlük) 1975)

 

 Konuşma 

Batı Çıkmazı: Puşkin Üzerine Konuşma (1975)

 

Lev Nikllayeviç Tolstoy(1828-1910): Romanları:Anna Karanina,Diriliş,Savaş ve Barış,İtiraflarım,Hacı Murat,Yaşayan Ölü, Karanlığın Kudreti

 

 Öyküleri :Ağdaki Kuşlar,Ateşi Kıvılcımken Söndürmeli , Baskın,Davulun Sesi, Efendi ile Uşak,Erik Çekirdeği , İnsan Ne İle Yaşar,İvan İlyiç'in Ölümü

Masalları

Fil ile Tilkiler , Masallar ,Tolstoy'dan Masallar

 Günlük ve Mektuplar  :Tolstoy'un Günlüğü

 

Anton Pavloviç Çehov(1860-1904): Rus tiyatro ve kısa öykü yazarı. Eserleri:Bozkır, 6 Nolu Koğuş,Büyücü Kadın, Üç Hemşire, Besleme, Korkulu Gece, Kara Keşiş, Maran­gozun Köpeği Kaştanka, Oyunlar:Martı, Vanya Dayı, Vişne Bahçesi, Üç Kızkardeş, Teklif, Jübile, Düğün; Bir Taşralının Öyküsü

Ernest Hemingway(1898-1961): Amerikalı romancı, kısa-hikayeci ve gazetecidir. Kısa ve gösterişsiz yazı tarzı ile bilinir. Özellikle 20. yüzyıl kurgu romancılığını etkilemiştir. Kahramanları genelde kendisinin bir yansımasıdır ve zor durumlarda gururlarını korumaları gerekir. Hemingway'in çoğu eseri, bugün Amerikan edebiyatının başyapıtlarından kabul edilir. Bunlar: "Güneş de Doğar" Silahlara Veda" "Öğleden Sonra Ölüm" Afrika’nın Yeşil Tepeleri "Çanlar Kimin için Çalıyor" "Yaşlı Adam ve Deniz"”Beşinci Kol”

Türk Edebiyatında Realizm

       Tanzimatçılar realizm ve natüralizm arasında ayrımı tam olarak yapamamışlardır. İki akım arasındaki ayrımı ancak Servet-i Fünuncular yapar. "Hakikiyye"(realizm) terimini yalnız gerçekçilik karşılığı kullanır, doğalcılık için doğru olarak tabiiyye(naturalizm) terimini öne sürerler. Bu nedenle Türk yazınında, gerçekçiliğin bilinç olarak Halit Ziya Uşaklıgil’le başladığını söylemek yanlış olmaz. Karabibik de, Zehra da yalnızca birer denemedirler. Servet-i  Fünunculardan Hüseyin Cahit Yalçın’la Mehmet Rauf da gerçekçiliği benimserler. H.C. Yalçın’ın bir öykü kitabının adı Hayat-ı Hakikiye Sahneleri (1910) adını taşır. Ama her ikisi de Uşaklıgil’i aşabilmiş değillerdir. Yalnız, Mehmet Rauf Eylül’de (1900) ruh çözümlemesine yüklenerek psikolojik romanın öncülerinden Paul Bourget’yi izler. Servet-i Fünuncuların yanı sıra, toplumun her sınıfından insanları, gözleme dayalı konularıyla Hüseyin Rahmi Gürpınar’a gerçekçi akım içinde özel bir yer ayırmak gerekmektedir. Ahmet Mithat geleneğini sürdüren Gürpınar, halk için yazma ve halkı eğitme amaçları dışında ustasından ayrılır. Roman anlayışı, gerçekçilikle doğalcılığın karışımıdır.

Gerçekçiliğin çıkış noktası bir yazarın parçası olduğu tarihsel ve toplumsal bütünün doğrultusunda yaşama yönelmesidir. Daha kestirme bir söyleyişle bir yazarın içinde yaşadığı, soluduğu dünyayı eleştirel bir gözle algılaması ve yansıtmasıdır. Bu yansıtımın yönü ve nitelikleri değişiklikler göstermiş, bunun için de eleştirmenler, edebiyat  kuramcıları gerçekçiliği değişik türler altında toplamışlardır.  Bunlar:

1-NEOREALİZM

         İkinci dünya savaşından sonra gelişen bir sanat akımıdır. İlk önce İtalya’da ortaya çıkan bu akımın temelleri Fransız gerçeklik ve doğalcılık okuluna, sinema-göz kuramına, İngiliz belge-film anlayışına, Rus edebiyat toplumcu gerçeklik çığırına, İtalyan edebiyatında “versima” akımına değin çeşitli etkilere dayanır.

         En büyük özelliği belli bir toplumu, yaşayışını, sorunlarını hiçbir uzlaşmaya boyun eğmeksizin ortaya koymaktır.

         Verizm: İtalya’da doğan bu çığırda sanatta , edebiyatta çirkinin ve bayağının da estetik bir değer olarak yer alması gerektiğini savunur.
         Populizm: Halkçılık anlamındadır. XX. Yy başlarında Therive ve Lemonner tarafından açılan bir edebiyat çığırıdır. Halkı, insanları sade, gerçekçi bir dille anlatmak bu populizmin en belirli gayeleri arasındadır.

         Yeni Gerçekçilik: Günlük gerçeğin işlenmemiş, elemanlarını bir düzene sokmaksızın, düzeltmeksizin vermek gayesindedir. Çağımızın önemli sorunlarına cesaretle el atabilen bir sanat akımıdır. Filmlerde de uygulanan bu akımda aşırı bir gerçeklik, insanı derinden kavrayan bir anlayış görülmektedir.
2-Modern Realizm

  1.  Günlük  yaşantılar; her zaman rastlanabilen kişiler, olaylar konu olarak alınır.
  2. Gözleme büyük bir değer verilir.
  3. Olağanüstü sayılabilecek bir şeye pek ilgi gösterilmez.
  4. İnsan kişiliğini yaratmadaki payı düşünülerek çevre, töre açıklamaları titizlikler işlenir.
  5. Yazar kişiliğini gizler. Aradan kendini çekerek olaylarla kişileri objektif bir görüşle incelemeye çalışır.

Realist yazarlar, çoğunlukla eserlerinde karakterlere, törelere, anketçiliğe, içi ve dış gözlemlere, yaratılan kahramanların kişisel açıdan çevresiyle tasvirine, günlük yaşantılı olaylara , açık bir anlatıma, nesnelliğe önem vermişlerdir.

        

 

3-Toplumsal Gerçekçilik(Sosyalist Gerçekçilik)
İkinci dünya savaşından sonra gelişen halkın çektiği sıkıntıları, sefaletleri, içinde yaşanılan hayatın korkunç sahnelerini dile getiren bir edebiyat akımıdır. Özellikleri:

  1. İnsanın mutluluğuna toplum gerçekliğinin anlatımıyla varılır.
  2. İnsanın en değerli, bireysel yetenekleri geliştirmelidir.
  3. Yetenekli, gelişen insan doğayı yenebilir.
  4. Tüm insanlığın güzel yurdu olacak dünya üzerinde çalışma zevki, mutluluk ve sağlıklı yaşamak
  5. Gerçekçi sanat bir kavga sanatıdır. Gerçekçiliğin yanlış yorumlanmasıyla ve insanlığın gerçek çıkarlarıyla çatışan eğilimlerle savaşmalıdır.
  6. Üretici eğilimleri destekler.
  7. Bu dünyadan olana, bu dünyaya ait olana değer verirler.
  8. İnsanlarda ve aralarındaki ilişkilerde var olan çelişkileri betimlerler. Çelişkileri ve bunların geliştikleri koşulları, değişimlerle ve sürekli, değişimlerin vardıkları ani değişimlerle ilgilenirler.
  9. Okuyucunun kültür düzeyi ve sınıfı göz önünde tutulur.
  10. Gerçekliği çalışan halkın ve sosyalist aydınların görüş açısından inceler ve işlerler.
  11. Çirkinliği betimler ve yalın çirkinlikle yetinmez.
  12. Sosyalist gerçeklikte yer alan romantik devrimcilik insanı uyandırır, coşturur, büyültür. Kahramanlık ilhamı vererek kendini aşmaya iter.
  13. Sosyalizm üretim araçlarının topluluk eline verilmesine, üretimin kooperatif şeklinde organize edilmesine çalışır. Toplumların türlü ekonomik faaliyetlerinin bir kısmının ya da tamamının toplumun bilinçli ve idareci kuruluşlarının eline bırakılmasını ister.
  14. Toplumcu ve halkçıdır. Bu sanat akımının özünde Sanat toplum içindir anlayışı vardır.

Eugene Pottier(1816-1887) Fransız şair.

Maxim Gorki(1868-1936) Rus romancı. Ana, Makar Çudra

Jack London(1876-1916) Amerikalı; Vahşetin Çağrısı, Demir Ökçe, Martin Eden

Louis Aragon(1897-1982)Fransız Şair; Elsa’nın Gözleri

Elsa'nın Gözleri

 

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de

Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm

orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm

Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde

 

Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde

Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer

Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer

Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde

 

Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar

Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince

Camın kırılan yerindeki maviliğini de

Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar

 

Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım

Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde

Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke

Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım

 

Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri

Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın

Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın

Gözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.

 

Bertolt Brecht(1898-1956) Alman şairi ve tiyatrocusu. Cesaret Ana, Kafkas Tebeşir Dairesi(Şiir) Puntila ve Uşağı Mati(Piyes)

Federico Garcia Lorca(1899-1936) Çağdaş  İspanyol şairlerinin en büyüğü. 38 yaşında iken Milliyetçi partizanlar tarafından öldürülmüştür. Şiirlerinin yanısıra yazdığı ve sahnelediği oyunlarla da ünlenen Lorca, eserlerinde hastalık hastalığını ve ölümü üzerine senaryolarını Kanlı Düğün (Blood Wedding, 1935), Yerma (1937) ve şiirlerinde başarı ile yansıtmış, ölüm-yaşam, verimlilik-kısırlık gibi tezatlar arasında inişli çıkışlı bir çizgiyi başarı ile yakalamıştır.

Umarsız Aşka Gazel

Gelmek istemiyor gece
Ne sen gelebiliyorsun o yüzden
Ne de ben gidebiliyorum.
Ama ben gideceğim.
Akrepten bir güneş şakağımı yesede.
Ama sen geleceksin.
Dilin tuzlu yağmurlarca yakılmış.

Gelmek istemiyor gün.
Ne sen gelebiliyorsun o yüzden.
Ne de ben gidebiliyorum.
Ama ben gideceğim.
Kurbagalara atarak ağzımda çiğnediğim karanfili.
Ama sen geleceksin.
Çamurlu lağımından karanlığın.

Gelmek istemiyor.
Ne gün,
Ne gece.
Ölebiliriz o yüzden.
Ben senin uğruna.
Sen de benim..

Pablo Neruda(1904-1973) Şilili Şair
Mihail Şolohov(1905-1984) Don Hikayeleri, Ve Durgun Akardı Don (Nobel), Uyandırılmış Toprak(Bu roman Yarınların Tohumu (1932) ve Don’da Hasat (1960) olmak üzere 2 kısımdan oluşmaktadır.),İnsanın Kaderi
Cengiz Aytmatov- (12 Aralık 1928, Kırgızistan). Kırgız edebiyatçı, gazeteci, çevirmen ve siyasetçi. Eserleri: Zorlu Geçit (1956),Yüzyüze(1957) ,Cemile (1958) İlk Öğretmenim ( 1962) Dağlar ve Steplerden Masallar (, 1963) Elveda, Gülsarı! (1966),Beyaz Gemi ( Ak Keme, 1970), Selvi Boylum Al Yazmalım (1970), Fuji-Yama (1973) , Gün Olur Asra Bedel ,( 1980), Darağacı - Disi kurdun Rüyalari ( 1988)Toprak Ana ,Cengiz Han'a Küsen bulut ,Çocukluğum,Kırmızı Elma ,Dağlar Devrildiğinde-Ebedi Nişanlı ( Son romanı - 2007 )

Türk Edebiyatında Toplumsal Gerçeklik
Türk edebiyatında Sosyalist gerçekçilik akımı, ağırlıklı olarak 1930-1980 yılları arasında belirgindir. 1980’li yıllardan sonra eski etkinliğini kaybetmiştir.

Sadri Ertem (1900-1943),
Sabahattin Ali (1907-1948),
Halikarnas Balıkçısı (1890-1973),
Yaşar Kemal(1926-…),
Orhan Kemal (1914 Adana -1970 Sofya),
Fakir Baykurt (1929-1999),
Dursun Akçam (1930-2003),
Samim Kocagöz (1916-1993),
Bekir Yıldız (1933-1998),
İlhan Tarus (1907-1967),
Kemal Bilbaşar (1910-1983),
Kemal Tahir (1910-1973),
Mehmet Başaran (1926- ),
Mehmet Seyda (1919-1986),
Muzaffer Hacıhasanoğlu (1924-1985),
Necati Cumalı (1921-2001),
Nezihe Meriç (1925- ),
Muzaffer Buyrukçu (1930- ),
Osman Şahin (1940- ),
Leyla Erbil (1931- ),
Sevgi Soysal (1936-1976),
Talip Apaydın (1926- ), 
Zeyyat Selimoğlu (1922-2000),
Erendiz Atasü (1947- ),
İnci Aral (1944- ),
Burhan Günel (1947- ),
Kemal Ateş (1946- ).
Şairler
Nâzım Hikmet Ran ( 1901-Selanik - ö. 3 Haziran 1963, Moskova)
 Rıfat Ilgaz (d. 1911-),
Cahit Irgat (1916-1971),
Suat Taşer (d. 1919),
Ömer Faruk Toprak (1920- 1979),
Arif Damar (d. 1925),
Mehmet Başaran (d.1926),
Hasan Hüseyin Korkmazgil (1927-1984) ve
Ahmed Arif (1927-1991)
Ceyhun Atuf Kansu(1919-1978) ile
Attilâ İlhan(1925-2005)
İsmet Özel,