Tanzimat Genel Özellikler

       

1839’da padişah olan Abdülmecid (1839-1861),  Tanzimat Fermanı ya da Gülhane Hatt-ı Hümâyunû yayınlamış, siyasal ve sosyal bazı düzenlemeleri  duyurmuştu. Bu nedenle, 1839’da başlayan yeni döneme Tanzimat (düzenlemeler) dönemi denir. İkinci bir belge 1856’da Islahat Fermanı adıyla yayınlanmış. Abdülmecid’ten sonra Abdülaziz (1861-1876) padişah olmuş ve 1876’da Tanzimat dönemi kapanmıştır.

       3 Kasım 1839’da ilan edilen Tanzimat fermanıyla tebaaya can ve mal güvenliği, kanun önünde eşitlik, vergilerin tarh ve tahsilinde adalet, askerlik hizmetlerin herkese teşmili ve mülki ıslahat vaat edilmekteydi. Böylece batıda 17. Yüzyıl filozofları tarafından ortaya atılıp Fransız ihtilalinden sonra gerçekleştirilen vatandaşların eşitliği prensibi Osmanlı imparatorluğunda da devletçe benimsenmiş oluyordu. Fermanda ön görülen müslim ve gayri müslim tebaanın kanun önünde eşitliği doğrultusunda bütün tebaaya uygulanmak üzere Fransız Ceza Kanundan esinlenerek 1840 yılında Kânun-u Cerâim çıkarıldı. Bunu 1850’de Ticaret Kanunun alınması takip etti. Bu kanunların uygulandığı, Nizamiye mahkemelerinde Batı yargı usulleri tatbik edildi ki böylece eğitimin yanında hukuk sahasında da ikili bir uygulamaya geçildi. Ne var ki fermanda öngörülen reformlardan çoğu uygulanamadı. Askerlik bütün tebaaya teşmil edilmedi, vergi reformu gerçekleştirilemedi, idari ıslahat sözden ibaret kaldı. . Bunun üzerine, 18 Şubat 1856 tarihinde Islahat Fermanı ilan edildi. 1839-1856 yılları arasında yapılan ıslahatlar Mustafa Reşit Paşa tarafından yürütülürken, 1856’dan sonraki ıslahatlarda büyük ölçüde Ali ve Fuat Paşalar söz sahibi oldular ve kuvvetli bir Fransız etkisi görüldü. Bu dönemin en önemli olayı Fransa’daki Conseil d’Etat’ın benzeri olan Şûrâ-yı Devletin kurulmasıdır. Küçük çapta bir parlemontaya benzetilen böyle bir müessese Osmanlı tarihinde ilk defa görülüyordu. Ne var ki Şûrâ-yı Devlet kısa zamanda önemini kaybederek "Şûrâ-yı Evet" haline gelmiştir.

Genel özellikleri:

1-      Bir halka iniş hareketidir.

2-      “Dilde bu nedenle halkın konuştuğu dile yaklaşmalıdır.” görüşü hakimdir.

3-      Divan edebiyatı milli bir edebiyat olmamakla suçlanır ve modern Türk edebiyatının ancak “Halk Edebiyatına bağlanmakla” kurulabileceğine inanılır.(Şiir ve İnşâ-Ziya Paşa)

4-      Namık Kemal ve Ziya Paşa dilde nispeten sanatkârane(ağır ve süslü) bir yol izlediler. Ahmed Midhat onlara nazaran sadece kelime açısından değil üslûp bakımından da halk diline yaklaştı. Ancak; Tanzimat yazarları daha çok Namık Kemal’i örnek aldılar.

5-      Edebiyatı bir sosyal hizmet alanı olarak görürler.

6-      Bu dönemde meydana getirilen eserlerde Türk edebiyatı eski edebiyatınsoyutluğundan kurtuluyor ve somut bir şekilde hayatı aksettiriyordu.

7-      Tanzimatçılara göre eski edebiyat kurallar ve klişelerden(mazmun) oluşuyordu. Konular, tabiat, hayal, güzellik, sevgili tipi, aşk, dil vs. her şey klişeleşmişti. Tanzimat devri sanatçısı kurallardan tam olarak kurtulamamışsa da klişelerden büyük ölçüde kurtulacak, hayatın karşısına aracısız çıkarak bir birey olduğunun farkına varacaktı.

8-      Böylece edebiyata yeni bir tabiat görüşü, estetik anlayışı ve doğrudan hayattan alınan yeni konular girdi.

9-      Tanzimat sanatçısı hürriyetinin yanında sanatçının yaratıcılığının da açığa çıkmasını sağlamştır.

10-   1875 yılına kadar sosyal fayda formülüne bağlı kalan Tanzimat edebiyatı bu tarihtensonra kendini romantizme kaptırdı.

11-   Romantizm yukarıda özelliklerini verdiğimiz eski edebiyatın alışkanlıklarına da uygundu.

12-   Namık Kemal ile başlayan Romantizme kayış Recaizade Ekrem ve Abdülhakhamid’in de katılmasıyla kesinleşti ve Tanzimat edebiyatı bu tarihten sonra romantizme büyük ölçüde bağlı kaldı.(Ayrıca romatizm dışında realizm ve natüralizm denemeleri de yapılmıştır.)

Tanzimatın birinci nesli: Şinasi Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmed Midhat, Ahmed Vefik Paşa

İkinci Nesli : Recaizade Ekrem, Abdülhakhamid, Samipaşazade Sezai  Nabizade Nazım’dır. İkinci nesil bireyci, sanat sanat içindir görüşünü benimsedi. Bunda Abdülhakhamid’in büyük etkisi vardır.