Zemzeme ve Demdeme Tartışması

-A A +A

Zemzeme/ Demdeme Tartışması


İşitildi yine gülzâr-ı sühanda ma hûd
Bülbül-i herze-edânın yeni bir zemzemesi
Lâl eder bir gün onu aksederek âfâka
Yine bir bâz-ı fezâ-yı edebin demdemesi

     Recaizade Mahmut Ekrem şiirlerini, Zemzeme isimli ve belirli aralıklarla bastırdığı üç kitapta toplar. Arada gelişen bazı olayların akabinde, özellikle Recaizâde nin Takdir-i Elhan risalesi ve üçüncü zemzeme mukaddimesinin yayınlamasından sonra, tartışmalar daha da hararet kazanır. En sonunda bütün bunlara cevap olarak Muallim Naci, Demdeme yi kaleme alır. Tartışma esnası boyunca karşılıklı ithamlar çok ağır bir seviyeye gelir. En nihayetinde de söz konusu münakaşa devletin müdahalesi ile sona erer. 
  “Yeni itibar olunan eş ârımız içinde ma nâsızları o kadar çoktur ki bunları herkes görmüş olacağı cihetle şurada bir iki misâl irâdına lüzum görmekte ma nâ yoktur. Gide gide yâve-gûluk hepimize sirâyet ve taammüm edecek olursa biz edîblerin eslâfa ne derecede tefevvuk etmiş sayılacağımızı hayâl ediniz! Zaman gelecek ki şiir kelimesinin anlamı, mânâsını kâilinin (söyleyenin) dahî anlamadığı söz şeklinde verilecektir.” 

III. Zemzeme Mukaddimesi (1885): Ekrem bu yazıda sanat, edebiyat ve şiirle ilgili görüşlerini dile getirir. Yazar’a göre, “en güzel eserler onlardır ki okunduktan sonra da insanı bir müddet düşünmeye mecbur eder.” “Bir edebî eserde fikir his ve hayal ile onları anlatan kelime ve ifadeler arasında uygunluk varsa o edebî eser manzum da olsa mensur da olsa daima güzel ve bazen hem güzel hem de ulvî (yüce) olur. Yani fikir, his, hayal ve zevk güzel bir eserin temel dayanaklarıdır. Bu dört unsura Batı retoriğinde “edebî nitelikler (facultés litteraire)” deniliyordu. Recaizade, bu ayırımıyla Batı retoriğinin “güzel söz” ile ilgili ölçütlerini benimsemiş oluyor. Recaizade, retoriğin ulvî (yüce) kuramını da benimser, hakikî ulviyetten nasibi olmadığı hâlde ulviyet hissi veren kelimelerin, yazıların balon gibi olduğunu, bu tür yazıları yazanların bir aralık şöhret bulsalar bile daha sonra unutulacaklarını, hakikî histen mahrum iken ateşten kıvılcımdan

bahseden manzumelerin ateşböceğine benzediğini ve kendi kendine sönüp yok olacağını söyler.”. Yukarıda geçen “ateşböceği” ifadesi anahtar kelime görevi üstlenmiştir. Çünkü bu ifadede, Muallim Naci’nin aynı anlama gelen eserleri “fierâre” ile “Ateşpare”ye telmih vardır.Yazının devamında Ekrem; gazel için üç temel kavramı öne çıkarır: Rikkat-i his

(his inceliği), letâfet-i hayal (hayal güzelliği), nezaket-i elfaz (söz inceliği ve güzelliği). Ayrıca yazar, bu niteliklerin en güzel örneklerinin Fuzulî’nin eserlerinde görüldüğünü belirtir.Ekrem edebî eserlerde üç çeşit güzellik bulunduğunu, bunların önem sırasına göre; sünûhât-ı kalbiyye (kalbe doğan ilhamlar), bedayi-i hayâliyye (hayal güzelliği), mehâsin-i fikriyye (fikir güzelliği) olduğunu söyler. Ekrem, bütün bu güzelliklerin organik bir yapıya bürünmesinden sonra, bunları ifade edecek en uygun kelimelere,kafiye sistemine ve vezne ihtiyaç bulunduğunu vurgular. Yani, bir şiirin güzel olması için hem içerik hembiçim yönünden mükemmel olması gerektiğine inanır. Bu görüşlerin ilk somut meyvesini Servet-i Fünûn edebiyatıyla verdiğini söyleyebiliriz.

Demdeme (1886): Recaizade Mahmut Ekrem’in III. Zemzeme Mukaddimesi ile Takdîr-i Elhân adlı eserinde kendisine yapılan eleştirilere karşı Muallim Naci’nin Saadet Gazetesi’nde yayımlanan cevaplarından oluşur. Tamamlanmamış bir eserdir ve şu bilgi notuyla neşredilir:“Recaîzâde saâdetlü Mahmut Ekrem Efendi Hazretleri tarafından tahrîr ve neşrolunan (Takdîr-i Elhân)a karşı yazılmış bir risâledir ki lüzûm göründükçe eczâsı teksîr olunacaktır.”