Ziya Paşa

ZİYA PAŞA(1829-1880)

             1825’te İstanbul’da doğdu, 17 Mayıs 1880’de Adana’da yaşamını yitirdi. Ası ismi “Abdülhamid Ziyaeddin.” Galata Gümrüğü’nde katiplik yapan Erzurumlu Ferideddin Efendi’nin oğlu. Bayezit Rüşdiyesi’ni bitirdi. Özel derslerle Arapça, Farsça öğrendi. Bir süre Sadaret Mektub-i Kalemi’nde çalıştı.

      1855’te Mustafa Raşid Paşa aracılığıyla sarayda Mabeyn Katipliği’ne atandı. bu sırada Fransızca öğrendi. Ali Paşa sadrazam olunca saraydan uzaklaştırıldı. 1861’de Kıbrıs, 1863’te Amasya Mutasarrıfı ve Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye üyesi oldu.  

     

1865’te Yeni Osmanlılar Cemiyeti’ne katıldı. Yeniden Kıbrıs’a atanınca 1867’de Namık Kemalile birlikte Londra’ya kaçtı. Birlikte Yeni Osmanlılar’ın yayın organı olan Hürriyet gazetesini yayınladılar. Namık Kemal’in ayrılmasından sonra gazetenin sorumluluğunu üstlendi.  

     1870’te Cenevre’ye gitti. Ali Paşa’nın ölümünden sonra 1871’de İstanbul’a döndü. 1872-1876 arasında Şurayı Devlet üyeliği ve maarif müsteşarlığı yaptı. Anayasayı hazırlayan Kanun-i Esasi adlı kurumda görevlendirildi. 1’inci Meşrutiyet’in ilanından sonra 1877’de vezir rütbesiyle önce Suriye Valiliği’ne ardından Adana Valiliği’ne atandı. Adana’da yaşamını yitirdi.

        II. Abdülhamit yönetimine karşı özgürlükleri ve meşrutiyeti savundu. Batılılaşma yanlısı, yenilikçi Tanzimat Edebiyatı‘nın öncüleri arasında yer aldı. Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte yeni Türk edebiyatının temellerini attı. Tür edebiyatının kendi geleneğine sahip çıkmasını istedi, şiir ve yazı dilinin halkın dili olması gerektiğini savundu. Şiirlerinde divan şiir biçimlerini kullandı ama içerikte hak, adalet, uygarlık, hürriyet gibi temaları işledi. “Terci-i Bend” ve “Terkib-i Bend” isimli iki şiirinde ise insanın yargısı ve gerçeği kavramanın olanaksızlığı, Tanrı’nın mutlak egemenliği gibi metafizik konular üzerinde durdu. 1874-1875’te Arap, Fars ve Türk şairlerin şiirlerini “Harabat” adlı 3 ciltlik ansiklopedide topladı.

  • Şinasi ve Namık Kemal'le birlikte Tanzimat'la başlayan yeni Türk edebiyatının ilk aşamasını oluşturan üç sanatçıdan biridir.
  • Ziya Paşa meşrutiyetçi ve toplumcu bir şairdir.
  • Çeşitli devlet kademelerinde çalışmış, politika ve sanatla uğraşmıştır.
  • Düşünceleriyle yenilikçi, yapıtları ve yaşantısıyla eskiye bağlı bir sanatçı olan Ziya Paşa’daki tezat ve ikilik hem yaşantısına hem de yapıtlarına yansımıştır.
  • Hürriyet gazetesinde çıkan "Şiir ve İnşa" makalesinde Halk edebiyatını ve dilini savunur, gerçek şiirimizin halk şiiri olduğunu belirtmiştir.Bir süre sonra hazırladığı "Harabat" adlı antolojide Divan şiirini yücelterek Halk şiirini kötülemiş ve halk ozanlarının şiirlerini "eşek anırması" olarak nitelemiştir.
  • Ziya Paşanın yaşadığı bu çelişkiye Namık Kemal tepki göstermiş ve onu eleştirmek için Tahrib-i Harabad adlı eleştirileri yazmıştır.
  • Hem biçim hem de hayalleri ve duyuş tarzı bakımından divan şiirine bağlıdır.
  • Divan şiiri nazım biçimlerini kullanan sanatçının lirik sayılabilecek gazelleri vardır.
  • Sade bir dili savunmuş, beğenmiş; ancak Arapça, Farsça tamlamalarla yüklü bir dil kullanmıştır.
  • Hece ölçüsüyle yazdığı birkaç türküsü dışında bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.
  • Tanzimat Edebiyatının bütün özelliklerini taşır. Tanzimat Edebiyatını oluşturan dört önemli etki (divan şiiri, mahallileşme etkisi, Batı etkisi, âşık tarzı) onun şiirlerinde ve düz yazılarında görülür.
  • Türk edebiyatında terci-i bent ve terkib-i bent türlerinin en önemli şairlerindendir.
  • En ünlü şiiri Terkib-i Bent DÖNEMİNİN SOSYAL BİR ELEŞTİRİSİDİR.(Ziya Paşa bu şiirini Bağdatlı Ruhi'ye nazire yazmıştır)

     Tanzimat edebiyatını meydana getiren dört önemli öge onun sanatında da belirleyici olmuştur.

Bunlar: 

  • Divan şiiri,
  • mahallileşme cereyanı,
  • Aşık tarzı 
  • Avrupa tesiridir.

                   ESERLERİ(Ayrıntılı)
     Endülüs Tarihi, Ziya Paşanın halk diline çok yayılan ve bir çok beyitleri, atasözleri arasına girerek şairine büyük saygı v şöhret sağlayan eseri 1870 de İsviçre’de yazdığı Terkib-i Bend manzumesi olmuştur. Avrupa’da yazılmasına rağmen bütün şiir anlayışından uzak, yer yer sehli mümteni (kolay ve sade görüldüğü halde bulunup söylenmesi ve taklidi zor olan söz) sayılacak kadar güzel söylenmiş hikmet beyitleri ile zengin olan bu Terkib-i Bend Ziya Paşayı Türk şiirinin ölümsüzleri arasına koyan eseridir.,
    Şiir Ve İnşa: Türk edebiyatını modernleştirmenin ve millileştirmenin en üst derecesine çıkar. Divan edebiyatını Türk edebiyatı olarak kabul etmez. Gerçek Türk edebiyatının halk edebiyatı olduğunu söyler. Harabat; Ziya Paşanın Avrupa’dan döndükten sonra düzenlediği divan edebiyatı antolojisidir. Arap, İran, Türkiye ve orta Asya Türkçe’si şairlerinden seçilmiş üç büyük cilt tutarında şiirlerden meydana getirilmiştir. Harabat ön sözünde halk edebiyatını küçümser, divan edebiyatını yükseltir.Şiir ve İnşa^da savunduğu fikirlerden döner.
     Rüya; Bunu Londra’da bulunduğu zaman yazdı. Küçük bir kitaptır. Paşa Rüya’sını güya Londra’nın bir parkında görüyor. Abdülaziz’in sarayına gitmiştir, padişahla konuşuyor, memleketin halini, meşrutiyetin lüzumunu bunların temini için de ilk şartın Ali Paşanın atılması olduğunu söyler.
     Veraset Mektupları; Avrupa’da iken güya İstanbul’daki bir dostuna yazdığı iki mektuptan ibaret bir eserdir ki Zafername ve Rüya gibi Ali Paşaya hücum için yazılmıştır.

      Makaleleri: İstanbul’daki İbret, İstikbal, Muhbir ve Avrupa’da ki Muhbir ve Hürriyet gazetelerinde neşredilip de, bir kitap altında toplayamadığı Ziya Paşanın kıymetli eserleridir.
      Eşar-ı Ziya:Kendisi şiirlerini bir kitapta toplamamıştır. Ölümünden sonra Hamdi Paşa tarafından bir araya getirilerek önce 1881 de neşredilmiştir. Bu kitabın eksikleri şair Süleyman Nazif tarafından tamamlanarak ikinci defa 1924 de Külliyat-ı Ziya Paşa adıyla bir araya getirilmiştir. Üçüncü defa 1960 da Ziya Paşanın Şiirleri adıyla basılmıştır.
     Zafername: Ziya Paşanın diğer tanınmış bir manzumesi Zafernamedir. Önce kaside şeklinde sonra şair tarafından tahmis edilmiş ,daha sonra da şerh edilmiştir. Bu eser Ali Paşa aleyhinde yazılmış mizahi bir manzumedir.
     Defter-İ Âmal: Sade dille Avrupai hatırat edebiyatının ilk örneklerindendir. J.J. Rousseau’nun dünyaca tanınmış romanı Emile’in etkisiyle yazılmıştır. Halk şiirini ve halk şairlerini lalasından dinleyerek nasıl tanıdığını bu hatıralarından öğreniyoruz.
    Tercüme Eserleri:
 Ziya Paşanın ilk tercüme çalışması Viardot’un Endülüs Tarihi üzerinedir. Ethem Paşanın teklifi üzerine sanatla yapılan bu tercüme önce iki cilt olarak 1863 de, sonra dört cilde bölünerek 1887 de neşrolunmuştur. Paşanın ilk esere nispetle daha sade ve tabi bir dille çevirdiği ikinci tarih tercümesi Lavale ve Şerüel’den çevrilen Engizisyon Tarihi’dir. Eser İspanya da engizisyon mahkemelerini bilhassa Musevilere yapılan zulümleri anlatır. Bu tercüme de iki defa basılmıştır (1882-1888). Riya’nın Encamı (ikiyüzlülüğün sonu) meşhur Fransız komedi yazarı Moliere’in Tartüf adlı komedisinin tercümesidir. Moliere’in bu beş perdelik komedisini Ziya Paşa Avrupa’da iken Yeni bir tarzda manzum olarak tercüme etmiştir. 5+5 hecelidir, kafiyesi serbesttir. Ziya Paşa bu eseri ile edebiyatımızda bir devir açmak istemiş, ilk örneği de kendisi vermiştir. Gayet sade bir dil, o zamana kadar edebi dile girmemiş olan bir çok kelimeler kullanmıştır.

      Eski edebiyattaki basmakalıp tabirleri atmış, sahta yerine yalan, hakiki yerine gerçek, kendi yerine öz, riyakar yerine yüzlek, nümayiş yerine gösteriş, sania yerine düzen, münasebet yerine yakışık kelimeleri gibi sade Türkçe, halk Türkçe’si kullanmıştır. Düşüp kalkmak, sus olmak, içi durmamak, inandırma yolunu bilmek, düzen kurmak, öfke topuğa çıkmak, gönül çekmek gibi konuşma arasında kullanılan sade ve samimi tabirleri isteyerek kullanmıştır. Bu tecrübesi ile Türk diline, Türk şiir ve edebiyatına bir genişlik kazandırmak ister. Ziya Paşa bu eseri ile edebiyatımıza manzum tiyatroyu ilk sokan yenilikçidir. 

Eserleri(Kısa)

•  Zafername (1868, düzyazı şiir-HİCİV)

•  Rüya (ölümünden sonra, 1910-DÜZ YAZI)

•   Veraset Mektupları (ölümünden sonra 1910-MEKTUP)

•   Eş'ar-ı Ziyâ (ölümünden sonra şiir, 1881)

•   Şiir ve İnşa Makalesi

•   Defter-i Amal (anı niteliğinde)

•   Harabat(Şiir antolojisi-1874-1875'te Arap, Fars ve Türk şairlerin şiirlerini 3 ciltlik bu eserde topladı.)

Tercümeleri

•   Viardot’tan, Endülüs Tarihini,

•  Cheruel ile Lavallee’den, Engizisyon Tarihi’ni,

•  J.J. Rousseau’dan Emil’i,

•  Moliere’den Tartuffe’ü tercüme etmiştir.

ZİYA PAŞA’NIN UNUTULMAZ BEYİTLERİ

Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde

(Birçok acemi müneccim gökte yıldız ararken gaflete dalarak yollarındaki kuyuyu görmezler.)

Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

(Kişinin aynası işidir, lâfa bakılmaz; bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür.)

Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde

(Onlar ki dünyaya lâf ile nizam verirler. Onların evlerine gidip bakın, hânelerinde bin türlü ihmal ve düzensizlik görürsünüz.)

İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah
Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah

(İnsan hayatta tiksinti verici hilelerle, kötülüklerle karşılaşsa bile Allah’a ve vatanına sadakatten vazgeçmemelidir, Allah doğruların yardımcısıdır.

Allah’a tevekkül edenin yaveri Haktır
Nâşad gönül bir gün olur şâd olacaktır.

(Allah’a inanıp kaderine sabırla razı olanların yardımcısı Allah’tır, mutsuz gönüller bir gün elbet mutlu olacaktır.)

Allah’a sığın şahs-ı halîmin gazabından
Zira yumuşak huylu atın çiftesi pektir.

Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efraz
Birkaç kuruşu mürtekibin cây-ı kürektir
.

(Milyonla çalanlar yüksek ve şerefli mevkilere yükseltilerek baş tacı edilir; birkaç kuruş çalan hırsız ise kürek cezasına çarptırılır.)

Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma
Zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir

(Kötü asıllı -soysuz¬- birine üniforma soyluluk mu verir; eşeğe altın işlemeli semer vursan yine eşektir. )

İkbâl için ahbabı siayet yeni çıktı
Bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı

(Yüksek mevkilere erişebilmek için dostlarını çekiştirmek yeni çıktı; önceden bilmezdik, bu türden hüner ve beceri yeni çıktı.)

Sadıkları tahkir ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram ü inayet yeni çıktı

Hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi
Hainlere amma ki riayet yeni çıktı

Milliyeti nisyan ederek her işimizde
Efkâr-ı Frenge tebaiyyet yeni çıktı

(Allah’a ve vatanına sadık olanları aşağılamak ve onları reddetmek kural hâline geldi, hırsızlara ikramda bulunmak ve yardım etmek yeni çıktı.)

(Gerçi eskiden de doğruyu söyleyenlerden nefret edilirdi ama hainlere saygı göstermek, onları koruyup kollamak, onların emirlerine uymak yeni çıktı.)

(Yaptığımız her işte millî birlik ve şahsiyeti unutarak Avrupalıların fikirlerine uymak yeni çıktı.)