Bu Dünyada Yaşamak

 Balasagunlu Yusuf'un, Yunus'un , İskender'in, Cengiz Han'ın yaşadığı bu dünyada yaşamak.
Bastonuna dayanıp yıldızları seyreden Tutankamon'un baktığı yıldızlara bakarak yaşamak.
Bir avuç toprağı ya da bir çiçeği koklayarak
anlamak yaşadığını.  Saçtığı ışıkla yanıp kül olan bir göktaşı gibi yaşamak.
        Ona hangi anlamı yüklersek yükleyelim sonunda bitecek bu yaşam.  Biliriz bunu… Biliriz de
yine de dört elle sarılırız tüm bu görüntülere. Onlar için savaşır, onlar için kan dökeriz.
Ağaçları sahipleniriz, hayvanları ve toprağı.  Ördüğümüz yüksek duvarların arkasında saklarız
servetimizi. Duvarların yüreğimizi hapsettiğini fark etmeden.
       Samanyolu Galaksisinin merkezindeki bir kara deliğin çekim kuvvetine
yapışmış çılgıncasına dönen ve sürüklenen milyarlarca yıldızla beraber ve yine
tıpkı bize benzeyen milyarlarca galaksiyle birlikte gittikçe birbirinden uzaklaşan
devasa boşluktaki bu mavi gezegende bir lokma ekmek için birbirimizin boğazını sıkmamız ne hazin…
      Korkunun ve endişenin olmadığı, para kazanmak ve biriktirmek için değil de insanlığın
ve dünyanın bekası için çalışmak.  Taşın, toprağın, havanın ve suyun bitki hayvan ve insanın
hakkını gözeten insan olmak mümkün mü? Gerçekten insan olmak ne demek?
      Her insan mahlûkat-ı asil midir? Yoksa yaratılmışların en şereflisi olmaya
çalışmak bir hedef midir? İnsanken hayvandan hatta bitkiden daha aşağı olunabilir mi?
(Derken tüm bitkilerden ve hayvanlardan özür diliyorum onları aşağı gördüğüm için söylemedim).  
Topladıklarını mağarasına dolduran sonra elinden almasınlar diye sopasıyla kapıda
nöbet bekleyen insandan bu yana ne değişti?
      İlk insandan bu yana genetik kodumuzla bize neler ulaştı.
Bilgi ve kültür bakımından neler kazandık?  Bir sonraki nesil her zaman ilerlemeyi mi temsil eder?
Her yeni nesille insanlık gerçekten bir adım daha tekâmül mü etmektedir?
     Doğrusu tüm bu konularda cevapları bildiğimi hiç sanmıyorum Sadece bu konularda düşünmek,
düşündürmek istiyorum.  
     Dogmatik bir kabullenmeyi reddediyorum.  Bana verilen aklı son zerresine kadar
kullanmaya kararlıyım.
     Kâinatı yaratan üstün akılı anlamaya çalışmak ve her geçen gün biraz daha gerçek
insan olmak benim yaşama amacımdır.                                                                                                                                         
   Mehmet Murat GÜVEN